26.06.2009

Hoşçakalın



Bitti efendim. Çok düşündüm böyle uzun uzun birşeyler yazsam mı diye ama gerek yok.

2007 Ağustos'ta başladığımız blog yolculuğu burada bitiyor. Bitmesinin sebebi ise bu satırların yazarının hayatının deplasmanına gidiyor olması. Yolculuk bu sefer çok uzaklara, ABD'ye, bambaşka bir hayata...

Bundan sonra bu blogda belli bir duruşta yazmaya çalışırsam İsveç'ten tribün dersi vermeye kalkanlar gibi olacağım için hiç gerek yok devam etmeye.

Fenerbahçe'de, tribünüde, İstanbul'da burnumuzda tütecek nasıl olsa...

Belki ilerleyen dönemlerde başka bir çalışmayla başka bir yerde devam ederiz, o zaman buradan sinyalide çakarız fakat efsanemaraton.blogspot.com artık ömrünü tamamlamıştır.

Hoş bir anı, güzel bir arşiv olarak kalması dileğiyle,

Hoşçakalın...

22.06.2009

Yok Böyle Bir Trafik

"Giresun'dan İstanbul'a 12 saatte geldim, karşıya 3.5 saatte geçemedim."

Ağlamak istiyorum ulan, o nasıl bir köprü trafiğidir. Her gün köprüden geçerken senin trafiğine küfrederken hata yapmışız. Beterin beteri varmış.
Nesilden nesile aktarılması gereken ibretlik öykü gibi. Oturun evinizde, işinizde, çıkmayın bir yerlere.
Mecbur olanlara şimdiden geçmiş olsun.
Not : Giresun'dan gelen ben değilim, o laf radyoda konuşan bir otobüs şoförüne ait. :)

19.06.2009

Bukalemun


Fenerbahçe'nin bu sezon mücadele ettiği bütün branşlarda kazandığı ve kaybettiği tüm kupalar,madalyalar; Fenerbahçe karşısına kendi takımını çıkartmak yerine Fenerbahçe'nin rakibini desteklemek için tüm sezon bukalemun gibi renk değiştiren dostlarımıza gitsin.

18.06.2009

Efes'e Karşı Tuborg

Efes Pilsen'e kızıp maçta Tuborg tişörlteri, şapkaları dağıtmak nedir?

Bunun lütfen bir açıklaması olsun. Sen Fenerbahçe'li değil misin? Ne demek Fenerbahçe formasının üstüne alakasız bir firmanın reklam amaçlı ürünlerini giymek. Seni uyarana utanmadan yeşil Tuborg tişörtünün altından formanı gösteriyorsun. Hadi bir olsa iki olsa belki görmezden gelinecek ama koli ile getirip dağıtanın aklını seveyim ben. Sağduyulu olanlar ağır bastı da bu organizasyonu yapan sevgili Fenerbahçeliler uyarılarak o ürünleri çıkarttılar üstlerinden.

Olacak iş değil...

Abdi İpekçi'de Dün Gece


Biz bu şampiyonluğu 3. maçta kaybettik. Solomon'un unutulmaz hatası 5. maçta hakemlerin "kural"ları uygulamasıyla birleşince zaten son maça elimizde pek birşey kalmamıştı. Dürüst olmak gerekirse bu kupa 2-0 geriden gelen Efes'in hakkıydı. Seriyi güzel yapan, heyecanlandıran da buydu fakat başta Ergin Ataman ile Kaya Peker'in gereksiz tavırları seriyi mahvettiği gibi dün akşam maçtan sonra sahada hoş olmayan bir cevap aldı.

Son iki haftayı baştan alalım şimdi. Oynanan tüm maçlar aynı şekilde sonuçlansa, hatta Solomon o topu kaptırsa, hakemler yine o kuralı uygulasa fakat Ergin Ataman ve Kaya Peker çıkıp şovmenlik yapmasa bunların hangisi olurdu? Biraz pet şişe atılır, küfür edilir fakat kimse sahaya girmezdi. Fenerbahçe çıkar madalyasını alır, Efes'te kupayı kaldırırdı. Hatta alkış bile alırdı Efes kupayı alırken.

Fakat gerçek olan bu senaryonun tam tersiydi. Zaman zaman maçı kazanabilecek duruma gelsekte Efes Pilsen daha rahat olması ve geriden gelmiş olmanın sağladığı motivasyonla kupayı kazandı.


Maçtan sonra yaşananlar ise kimsenin olmasını istemediği şeylerdi. Tek sevindirici tarafı sahanın içine girenler arasında tribün gruplarının pek olmamasıydı. Eğer pota arkasında bulunan gruplarda tam olarak sahaya inseydi heralde bugün AFP, Reuters gibi ajanslar tüm bu olayların görüntülerini servis ediyor olurdu.

İyisiyle kötüsüye basketbol sezonuda sonlandı. 100. yılda Ülker'le birleşme, Aydın Örs'ün takımın başına getirilmesi ile (gönderilmesi bambaşka bir hadise zaten) yepyeni bir ivme kazanan basketbol şubesi Bogdan Tanjevic ile biraz bocalasada ligin en önemli takımlarından biri olmayı sürdürüyor. Ne de olsa bu değişimden sonra üç senede oynanılan üç final serisi ve kazanılan iki şampiyonluk var.

15.06.2009

Aykut Kocaman

"Mehmet Topuz'un imza töreninde Aykut Kocaman diye haykırmak"

Sadece bizim gibi düşünenler için taraftar mastürbasyonundan öteye geçmeyecek bir hareket. Hiç şüphe yok ki günümüz futbolunda Mehmet Topuz'lar Aykut Kocaman'lardan çok ama çok daha değerli.

Aykut Kocaman böyle kokuşmuş yapının içinde Fenerbahçe'de tüm güzelliklerin sembolü olsun.

14.06.2009

Cevaplayamadığım Soru


Mehmet Topuz'un transferinden memnun muyum değil miyim?

Fenerbahçe'ye imza attığından beri aklımda bu soru var ama kesin bir cevap veremiyorum.

Galiba memnun oldum. Şimdi, "daha geçen hafta sallıyordun, sende Topuz gibi kıvırma" deseniz haklısınız. Duruma bakıyorum, hayatta kabul edilemeyecek bir konu var ortada. Beşiktaşlıyım diyen ne idüğü belirsiz bir topçu ve kendisine verilen milyonlar. Buraya kadar bana ters.

Fakat birde Yıldırım Demirören'in Fenerbahçe'ye "ezik" demesi var. Galiba hırslandıran ve sonrasında transferden memnun kalmamı sağlayan olay bu. Bir nevi olayın namus meselesi haline gelmesi. Ama dedim ya tam emin değilim, adını koyamıyorum diye.

Emin olduğum tek şey bu elemanında Emre'den, Tümer'den, Fatih'ten farkı olmayacak benim için.

Yarın kendisi için tören yapılıyormuş. Bak işte bu da sinirlenmem, kızmam için bir sebep. Kim bu adam kardeşim? Mutlaka gidip kendisine koçum benim diye bağıranlar olacaktır. Bu transfere deli gibi sevinen adamlar yok değil, fakat benim gibi içine sindiremeyip ne var ne yok diye gidenlerde olacaktır kesin.

Keşke içerde spontane bir protesto gelişse bizim gibiler seslerini biraz duyursa ne güzel olur diyeceğim ama dilekten öteye geçmeyecek sanırım.

Unutmadan eklemek istiyorum, bu adam bu takımda nerede oynayacak, ne yapacak?

12.06.2009

Ortaya Karışık # bilmem kaç

-Bizim basketbol takımına totem motem fayda etmez oldu. Taraftar elinden geldiği kadar desteğini veriyor, totemini yapıyor ama iş sahada bitiyor. Seri 2-0 olunca kupa bizim, vur patlasın çal oynasın moduna giren başta ben ve benim gibi düşünen tüm saz arkadaşlarıma gazoz kapağı. Aklımız başımıza geldi tez zamanda seriyi çevirelim. Bir daha böyle densizlik yapan ... olsun.

-Bilica hakkında çıkan iddialar var. Kışın Forza Livorno, yaşasın St. Pauli, enteliz hepinizi severiz diye dolaşan TD'ciler, blogcular, tribüncüler ve daha niceleri bir anda ahlak bekçisi kesilmiş durumdalar. Guardialo mı Bilica mı tercih yapın artık.

-Şimdi bu haberi patlatan cezasahasi.net'e helal olsun demeden geçmemek lazım. Ama bizim dükkan olan Efsane Maraton ne blog ne de basın ilkelerini taktığı için sormadan edemiyorum. Adam bir senedir Türkiye'de dostum, Fener'e gelince mi jeton düştü?

-Giden Yasin'e üzüldüm. Hep iyi anılacak bir isim olarak yer etti en azından. Belki çok küfür ettirdi ama efendiliğinden birşey kaybetmedi.

-Kombine satışları nanay gidiyormuş. Transfer işleri böyle giderse böylede biter gibi duruyor. Aziz Yıldırım kötü alıştırdı milleti her sene bir yıldız hikayesine.

-Hepsini geçtim bayan voleybol takımı bu sezon maçlarını nerede oynayacaksa kombine çıkartsınlar. Çok ciddiyim. Takım her anlamda çok güzel oldu. Bu takım bu sene kupalara ambargo koyacak inşallah.

-Kombine çıkartsınlar lafını ettimde, şimdi takım güzel, oyuncular iyi olunca yönetim 5 liralık bileti 15 lira yapar. Vazgeçtim kombine konusundan. Bizbize takılalım Caferağa'da.

10.06.2009

Ters Totem

Play-Off'larda totem yapalım dedik, bloga hiç bir sonuç girmedik fakat bizim totem dün akşam patladı. Şimdi ters toteme geçme zamanı. Yani bir nevi yaraya tuz basma durumunu totem olarak algılıyoruz, acının(burada mağlubiyet oluyor) üstüne üstüne gidiyoruz. Solomon topu kaptırmazsa Ayhan Şahenk'te kupayla tur atıyoruz.

8.06.2009

Bosman'a İnat Topuz Kuralları

Çıksın kardeşim böyle bir kural. Millete ibreti alem olsun, ona kuyruk salla, buna kuyruk salla ne adammışsın sen arkadaşım böyle.

Bütün ülkenin gündemi değişti sayende. Onu da geçtim olan Beşiktaş'ın şampiyonluğuna oldu. Doya doya şampiyonluk haberi okumak, keyfini çıkarmak varken balon bir futbolcunun otel maceralarını okumak zorunda kalıyor adamlar.

5.06.2009

Mehmet Topuz Nerede?

"Doğuştan Beşiktaşlıyım"

Bu nasıl bir transfer olayı ben anlamadım. Adamı iki gün önce Pastırmacılar Parkında kahvaltıda yakalıyorlar "Ne ayaksın Mehmet, nereye gidiyorsun bu sezon?" diye patlatıyorlar soruyu. Nereye gidecek, üç tane takım var başlıyor saymaya; Galatasaray olmaz, Fenerbahçe veya Beşiktaş olabilir diye. Sonra Beşiktaş'a transfer olduğu haberi ile beraber "Fenerbahçe geç kaldı, bende Beşiktaş'ı tercih ettim hem ben doğuştan Beşiktaş taraftarıyım" demeci servis ediliyor. Millet başlıyor Mehmet'in ne süper topçu olduğundan dem vurmaya hatta golden sonra ne şekil bağrılacağı bile tartışma konusu oluyor. Saatler geçiyor bu sefer fenerbahce.org kaynaklı başka bir haber ajanslara düşüyor "Topuz Fenerbahçe'de" diye. Daha bir kaç saat önce Beşiktaşla anlaşan, Beşiktaşlıyım diye açıklama yapan adam şimdi Kadıköy'ün yolunu tutuyor. Daha doğrusu tutacak mı o da belli değil daha.

Olayın romantik boyutunda değilim, Beşiktaşlı adam Fener'de nasıl oynar diye girmiyorum konuya. Bizim gibi tipleri kimse iplemediği için seve seve oynatıyorlar. Problem değil orası. Ortada Fenerbahçe'nin Kayseri ile anlaşmış olmasına rağmen Beşiktaş'ın aradan girip futbolcuyu ayartması durumu var. Ya da anlaşılan bu. Karışık mevzu yani. Bu saatten sonra bu adamı kim kapar, kimin spor hukukçuları ağır basar bilemiyorum ama bu Mehmet Topuz denen balonu biz alırsak sırf inat olsun diye oturtacaksın yedek kulübesinde. Nasılsa para hep saçtığımız bir şey bu balonada saçsak birşey olmaz.

Unutmadan birde bunun yanına İbrahim Akın diye bir çocuktan bahsediyorlar, Burak Yılmaz gibi Türk futbolunun gelecek vaad eden yıldızı, onun transferide olursa revizyon dediğimiz sezona bomba gibi hazırlanıyor olacağız.

3.06.2009

Ağlamak İstiyorum

Efes'in Play-Off serisinde Fenerbahçe biletlerini 45 TL yaptığını okumuşsunuzdur mutlaka. Hemen ardından yönetim bu olayı kınadı. Fakat bugün öyle birşey yaptılarki gözlerim yaşardı resmen.

"Efes Pilsen ile Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımızın BEKO Basketbol Ligi Play-Off final serisinde 4 ve 6 Haziran 2009 tarihlerinde Ayhan Şahenk Spor Salonu'nda Efes Pilsen'in ev sahipliğinde yapacakları karşılaşmalar için taraftarlarımıza 600 kişilik yer ayrılmasının yanı sıra bilet fiyatları da 40 TL'den Biletix servis bedeliyle birlikte 45 TL'ye satılan biletler ile ilgili olarak şube direktörümüz Nedim Karakaş şu açıklamada bulundu: "Efes Pilsen'in maç biletlerini taraftarımız için ayrılan biletleri 45 TL'den satışa çıkartmasının ardından biz de taraftarlarımızı mağdur etmemek için yeni bir promosyon gerçekleştirdik. Bu iki karşılaşmaya gelen taraftarlarımız maç biletlerini atmasınlar. Fenerbahçe Ülker olarak 9 ve 11 Haziran 2009'da kendi evimizde oynayacağımız iki karşılaşma için bu biletleri değerlendireceğiz. Şöyle ki; deplasmandaki maçlara giden ve bilet alan taraftarlarımız 9 ve 11 Haziran tarihlerinde Abdi İpekçi Spor Salonu'nda açacağımız stantlara biletleriyle birlikte başvurdukları takdirde, kendilerine bu biletler karşılığında 2 bilet ve Fenerium'dan atkı – şapka paketi hediye edeceğiz. Bu sayede taraftarlarımız da herhangi bir mağduriyet yaşamadan maçlarımızı izleme olanağı bulacaklar." "

Ağlamak istiyorum ulan...

2.06.2009

Daum

Ligin bittiği gün "oh be bitti a.." tadında bir yazıyı taslak olarak hazırlamış, önümüzdeki sezon Daum'lu ilk yıla benzer bir takım kurulucağına, taraftarında hırsla şampiyonluk bekleyeceğini düşündüğüm birşeyler karalamaştım. Tabi yazının sonuna iki cümle daha ekleyerek bir sonuç yazamadağım, konuyu bağlayamadığım için bloga eklememiştim.

Fakat ben Daum'un kurduğu gibi bir takım beklerken takımın başına direkt Daum'un geldiği yönünde haberler var basında. Eğer doğruysa bence iyi oldu. Bundan daha iyisi şu an için yok. Ligi bilen, başkanın 3 yıl sözünü yerine getirebilecek tek teknik direktör şu an için Daum'dur bence. Bu arada Avrupa'da senelerdir beklenen başarının geleceğini ya da çeyrek finalin tekrarlanacağını zannetmiyorum ama olası bir başarısızlık sonucunda kaosun ortasında kalacak Fenerbahçe'de olabilecek tek iyi şey Daum'un gelmesiydi. En azından uzunca bir süre kafalar rahat olur ligde. Birde Roland Koch'un kondisyonu ile 85'te goller gelmeye başlayınca güllük gülistanlık olur önümüzdeki sezon çoğu şey.

31.05.2009

Fener'in Kalesi Bağdat Caddesi - 2009

Canımın içi biricik Beşiktaş taraftarı,

Beşiktaş Belediyesi sizler için Digiturk ile anlaşarak Beşiktaş Meydan'da dev ekran kurmuş, maçı izleyin, kudurun, doyasıya kutlayın diye. Güzel bir uygulama yapmışlar. Keşke her sezon sonu her takım taraftarı için böyle uygulamalar olsa.

Fakat şöyle bir problem var, böyle güzel bir organizasyona rağmen inatla Bağdat Caddesinde kutlama yapma konusunda ısrar ediyorsunuz. Hadi geldin, o kadar Fenerbahçeli görünce niye kornaya basıyorsun? Bu konuda yalnız değilsiniz, Galatasaray taraftarıda sizler gibi ama onlara böyle bir alan tahsis etmiyorlar eğlenmeleri için. Sizler böyle yapınca ne oluyor; boşu boşuna masraf, kavga, gürültü, şampiyonluk akşamında üzüntü.

Her iki tarafada yazık günah.

Polis olaya erken uyanmasa kim bilir daha neler olacaktı?



Fener'in Kalesi Bağdat Caddesi

Bütünlemeyle Geçen Çocuklar Gibi Şen

Aslında günü gününe çalışarak, ödevlerinizi zamanında yapsaydınız daha uzun süre tatil yapabilirdiniz kızancıklar.

TRABZONSPOR: 1 - FENERBAHÇE: 2

Stat: Hüseyin Avni Aker

Hakemler: Bülent Yıldırım, Adil Sinem, Nihat Mızrak

Trabzonspor: Sylva, Tayfun Cora, Giray (Dk. 89 Isaac), Egemen, Cale, Colman, Hüseyin, Selçuk İnan (Dk. 79 Ceyhun Gülselam), Alanzinho, Umut Bulut, Gökhan Ünal (Dk. 83 Barış Memiş)

Fenerbahçe: Volkan Demirel, Ali Bilgin, Yasin Çakmak, Gökhan Gönül, Roberto Carlos (Dk. 86 Deniz Barış), Deivid, Selçuk, Emre, Uğur Boral (Dk. 63 Kazım), Alex (Dk. 73 Semih), Guiza

Goller: Dk. 10 Umut Bulut (Trabzonspor), Dk. 45 Alex ve Dk. 90+4 Güiza (Fenerbahçe)

Sarı Kartlar: Dk. 33 Alanzinho, Dk. 67 Giray, Dk. 88 Hüseyin (Trabzonspor), Dk. 37 Selçuk Şahin, Dk. 43 Ali Bilgin (Fenerbahçe)

28.05.2009

New York'ta Türk Günü




28. Geleneksel Türk Günü Yürüyüşü

25.05.2009

Kongre-Konya-Beşiktaş Üçgeni


Maçtan çok kongrenin sonucunu, farkı merak ediyordu herkes. Beklendiği gibi Aziz Yıldırım büyük bir farkla kazandı kongreyi. Bence ne Şadan Kalkavan ne de Aziz Yıldırım bu saatten sonra kulübün ihtiyacı olan başkanlık tarzını sergileyemeyecek olsa da iki kişiden birini seçmek gerekiyordu. Aziz Yıldırım'ın hatalarını tekrar etmemesini dilemekten başka yapılacak hiçbir şey yok.

Maça gelince kimsenin böyle bir skor beklemediğine eminim. Konya saldırır, en iyi berabere biter, ligin altını da üstünü de son hafta karıştırırız beklentisi hakimdi. Ama Fenerbahçe bu sezon hiç bir maçta kendinden bekleneni yapmadığı için gitti maçı farklı kazandı. Olan Konya'ya oldu, Denizli'ye ve Beşiktaş'a yaradı. Akıllar sürekli olarak Beşiktaş-Galatasaray derbisi sonucu şampiyonluk belli olur mu sorusundaydı.

Tribünde ise maraton üstte bağıran grupların tamamı A Blok'ta olunca önümüzdeki sezonun alıştırması yapıldı sanki. Kadıköy'de sezonun son maçı en iyi tribün yapıldı desem abartmış olmam heralde. Sürekli farklı besteler girilmesi, bir besteye takılıp saatlerce söylenmemesi sonucu herkes memnundu tribünde.

FENERBAHÇE: 4 - KONYASPOR: 2
Stat: FB Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Yunus Yıldırım, Volkan Narinç, Serkan Gençerler
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Al Bilgin, Gökhan Gönül, Lugano, Roberto Carlos, Selçuk, Emre (Dk. 68 Deniz Barış), Deivid (Dk. 76 Semih), Uğur Boral (Dk. 85 Vederson), Alex, Güiza
Konyaspor: Oğuzhan, Mihajlov, Kratochvil, Mehmet Çoğum, İsmail Güldüren (Dk. 36 Kaue), Bülent Bölükbaşı (Dk. 54 Poljac), Cihan Haspolatlı, Ayman, Fahri (Dk. 65 Mustafa Er), Serhat Akın, Veysel
Goller: Dk. 14 ve 17 Güiza, Dk. 38 Uğur Boral, Dk. 40 Roberto Carlos (Fenerbahçe), Dk. 75 Kratochvil (penaltıdan), Dk. 90 Poljac (Konyaspor)
Sarı Kart: Dk. 84 Gökhan Gönül (Fenerbahçe)

24.05.2009

Cumhuriyet ve Demokrasi


Yazının yazıldığı şu sıralarda seçim devam ediyor. Cumartesi günü çok olumlu bir hava vardı. Ne muhalefet çirkinleşti adaylarını yükseltmeye çalışırken, ne de mevcut yönetim haleflerini küçümsedi. Hani diyoruz ya Fenerbahçe Cumhuriyeti diye, işte o cumhuriyetin ne kadar demokratik ve modern bir yapı olduğu bir kez daha gözler önüne serildi. Atatürk’ün takımına yakışan da buydu zaten.

Aziz Yıldırım ve Şadan Kalkavan’ın neler söyleyeceği hafta boyunca deşifre olmuştu zaten. Dünün sürprizi, Funda Pala’nın yaptığı konuşmaydı. Taraftarın sesi olarak orda bulunduğunu belirten Pala, cumhuriyet kadınının modern yüzünü temsil ediyordu sanki.

Başta da söylediğim gibi şu sıralar seçim devam ediyor. Ama genel hava mevcut yönetimin tekrar seçileceği yönünde. Ancak ben Şadan Kalkavan’a kendi adıma şükranlarımı sunmak istiyorum. Bu kulübün kimsenin tekelinde olmadığını, bu kulüpte başkan dahil herkesin bir alternatifi olduğunu seçimlerin en nazik diliyle çok etkili bir şekilde anlattı. Aday olması ve Ali Şen’i arkasına alması büyük bir mesajdı zaten. Önümüzdeki sene stad atmosferi eski haline bürünürse ve sportif başarı daha çok önemsenirse bunlar hep bu seçim döneminin meyveleridir diye düşünüyorum.

Fenerbahçemiz, dolayısıyla bizim için en hayırlısı olması dileğiyle…

İyi Pazarlar…


SERT

23.05.2009

Aziz Yılmaz'ın Mektubu








Okumak isteyen olursa diye dün bahsettiğim mektup. Özetini geçmeyi düşündüm fakat böylesi daha kolay geldi :)

22.05.2009

Aziz Yılmaz'dan Sevgilerle


Akşam yemeği için sofraya oturmuşuz kapı çaldı. Çöpü de kapıya bırakmıştık, hayırdır inşallah diyerek açtım kapıyı. Ahmet Efendi elinde zarfla gelmiş. Noldu dedim size zarf var dedi. Baktım MNG Kargo aracılığıyla gelmiş. Gönderen Birleşik Fenerbahçeliler Vakfı.

Ntvspor'da Aziz Yıldırım'ı izlerken göz atarım dedim, Aziz Yılmaz'ın yazdıkları daha cazip gelince tamamını okumaya başladım.

Sevgili Kongre Üyeleri diyerek başlıyor, sizlere bir masal anlatacağım diye devam ediyor. Aziz Yıldırım döneminin yanlışlarından bahsediyor. Beş sayfa boyunca anlatmış. Anlatırken de Aziz Yıldırım'ın adı yerine hep Mübarek Başkan lafını kullanmış. Altıncı sayfada 98-99 sezonundan bu yana yapılan tüm transferlerin bedellerini sıralıyor. Geri kalan kısımda ise Fenerbahçe Spor Kulübü faaliyet raporunu analiz ettirmiş, onu yayınlıyor Aziz Yılmaz. Toplamda 16-17 sayfa civarı birşey. Bazı yerleri komik olsa da çoğu yerde hep bildiğimiz fakat seslendirilmeyen gerçekleri anlatmış. Nice şampiyonluklara diye de bitirmiş mektubunu.

Mektuplar, mesajlar, senede bir defa röportaj verenlerin bir haftada on farklı yere konuşması...

Genel seçim gibi oldu mübarek.

21.05.2009

Yemişim Finalini


-Bitse de gitsek modunda stadın yolunu tuttuk saat 17 civarı. Yani en baştan yola çıkışımız ofsayttı. 11 civarı Kadıköy'e gitme girişimim trafikten dolayı yalan olunca, televizyonda da yollar şöyle kapanacak böyle kitlenecek denildiği için yürümeye karar verdim fakat Feneryolu tarafına gelince büyük bir hata yaptığımı anlayıp dolmuşa atladım. Maç günü veya iş günü içersinde Kızıltoprak trafiğini hiç böyle rahat görmemiştim desem yalan olmaz heralde. Benim gibi düşünen yerli halk ya yolunu değiştirmişti ya da hiç bulaşmamıştı Kızıltoprak tarafına. İyi yapmışlar.

-Bilet Telsim tarafından olduğu için maçtan önce Nazlı ve çevresindeydik doğal olarak. Gerçi başka tribünden olsa da değişen birşey olmazdı sanırım. Stad çevresini biraz dolaşıp finale yakışan bir ortam bulamayacağımızı anlayınca Kalamış Parkı - Nazlı arası dolanmamıza başladık. Sanki Fenerbahçe'nin bu sezon oynadığı normal bir lig karşılaşması gibi ortam vardı. Hatta daha da ileri gidelim, bildiğin Fenerbahçe- Belediye maçı. Ya da benim beklentim çok daha fazlası olduğu için hayal kırıklığına uğradım. Turistten çok Türk olması, tribünde, dışarda hep tanıdık simaların göze çarpması bu düşüncemi de kuvvetlendirdi açıkcası.

-Nazlı'da Türklerle beraber takılan Ukraynalı bir elemanın ufak bir Türk çocuğun Werder atkısını boynundan çekerek alması pek hoş karşılanmadı. Hatta epey bir sert karşılandı. Yediği dayaktan sonra atkıyı geri verince sessizce yolunu aldı iki tarafta.

-Tabi bütün bunlar olurken polisin bir günlük hoş görüsüne değinmeden olmaz. Çoğu şeyi görmezden geldiler dün akşam. Ya da görüp içlerine de atmış olabilirler. Umarım intikamları çok kötü olmaz.

-Stada girerken 75, 50 Euro'ya alınmış biletler 20 TL'ye alıcı buluyordu karaborsada. Karaborsa umuduyla bilet alan çoğu kişinin bileti ya elinde patladı ya da bedavaya vermek zorunda kaldı. Bu duruma Allahın sopası yok diyoruz :)

-Kadıköy'de finale metrobüsle geliyoruz diyenlerde dün Kadıköy'e teşrif etmişti. Efendi gibi olup yanlış zamanda yanlış yerde bulunmayanlar için bir problem yoktu fakat dili uzun olanlar ne yazık ki o kadar şanslı değildi. Hem Maraton Alt'ta hem de Telsim'de gereken cevabı fazlasıyla aldılar. O formayı giyip Kadıköy'e geldiysen küfürü göze almışsın demektir. Küfürü yediğin zaman duymadan yoluna devam et. Ama dönüp cevap verip erkeklik taslayınca birileride gelip sana haddini bildiriyor. Daha o kadar medeni olamadık, kusura bakmayın futbol severler.

-Maçta söylenen Dağ Başı ile Her Zaman Her Yerde En Büyük Fener olmasa bu gecenin heralde hiç ilginç anısı olmayacaktı. En büyük Fener'de ses gayet iyi gitmiş televizyona.

-Kedi de iyi reklam oldu millete. Hemen patlatmışlar Galatasaray Kadıköy'de diye tabii.

-Bombamız Kızıltoprak sakini bir teyzeden geliyor; "Çöpçüler ile turunculu Rusları karıştırdım" Kendisi bunu söyledikten sonra onların Ukraynalı olduğunu açıklama ihtiyacı hissetmedik doğal olarak.

-Son olarak Shaktar taraftarına da sitem ederek noktayı koyalım. Kardeşim siz bu kupayı zerre kadar hak etmiyorsunuz. İnsan bi sevinir, çoşar, ağlar, birbirine sarılır. Soğuk adamsınız tamam da, içince kendinize gelin biraz. Kupa merasimi bitti biz evimize gidiyoruz da sizde işten çıkmış emektar memur gibi otobüse gidiyorsunuz. İki beste söyleyin, bağırın, meşale yakın. Boşuna mı geldiniz İstanbul'a maça? Lucescu'dan dolayı uyuz oluyordum, bir de bu halinizi gördüm iyice uyuz oldum.

18.05.2009

Taraftar Blokları


Seneye tribün konusunda güzel gelişmeler olacağına dair duyumlar geliyordu fakat geçmiş zamanlarda bu konuda yönetim çok kazıklar attığı için insanın pek inanası gelmiyordu. Bu sefer resmi siteden Taraftar Blokları adı altında bu güzel haberi doğruladılar. Buna göre Maraton Üst A ve B Bloklar bağıran taraftara ayrılıyor. En başında atılması gereken bu adım çok geç atıldı ama eminim tribün adına güzel günlerin başlangıcı olacak.

A blokta olan Feder'in de başka bir bloğa geçeceği yönünde söylentiler var. Doğru açıklamayı mutlaka kendileri yapacaktır. Herkes için hayırlısı olsun artık.

17.05.2009

Öylesine Oynuyoruz

Herkesin içi geçmiş artık, bizimde geçti haliyle.

ANTALYASPOR: 1 - FENERBAHÇE: 1


Stat: Antalya Atatürk
Hakemler: Aytekin Durmaz, Erdinç Sezertan, Özgür Çetiner
Antalyaspor: Ömer Çatkıç, Uğur Kavuk, Yalçın Ayhan, Musa Nizam, Şenol, Ali Zitouni, Korhan Öztürk, Sedat Ağçay, Fatih Ceylan, Tita, Sergey Dijehoua
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Ali Bilgin, Gökhan Gönül, Lugano, Roberto Carlos, Deivid, Josico, Emre, Alex, Uğur Boral, Guiza
Goller: Dk. 74 Hakan Özmert (Antalyaspor), Dk. 78 Lugano (Fenerbahçe)

İzmir'de ACAB II



ACAB pankartı için gelen maili ve fotoğrafları olduğu gibi yayınlıyorum. Vamos'tan tüm abi ve arkadaşlarımızada selam edelim.

"selamlar,

anti diye tanıtayım kendimi, ismin pek de önemi yok. acab pankartı vamos bien grubu tarafından hazırlandı fakat pankartı bulunduğumuz yere açmadık. skorbord'un altında daha iyi görüneceğini ve kimseye sorun yaratmayacağını düşündüğümüz için oraya açtık. pankarttan dolayı kimse de sorun yaşamadı. sonradan altına açılan gfb pankartlarıyla bir alakası yoktur sonuç olarak. 2 de resim yollayarak bitiriyorum mesajımı.

saygılar."

16.05.2009

İzmir'de ACAB

15.05.2009

Heykeli Dikilecek Adamdın


Dün akşam Sky Türk'te bir spor programına denk geldim. Şadan Kalkavan Salı günü adaylığımı açıklayacağım diye zırvalıyordu. Zırvalıyordu diyorum çünkü kendisi bugüne kadar çıkıp adam gibi birşey açıklamadan, hep Aziz Yıldırım'a "Bırak" diye telkinlerde bulundu. Doğal olarak Aziz Yıldırım çıktı Kalkavan'a projenle gel kardeşim dedi. Cevabı "bırak, utanıyorum" oldu. Tamam bıraksın kardeşim, ben de utanıyorum ama sen ne sunuyorsun bu camiaya?

Gruplar, grupçuluk diyoruz desteğini alıyorsun fakat bir o kadar da münferit adam bu kulübe üye oldu, üye yapıldı geçen süre zarfında. Onlar ne olacak?

Sonunda çıktı Aziz Yıldırım, pardon çıkamadı; dışarıya basın bildirisi gönderdi, adayım dedi. Yaptığı çoğu şeyi mahvetmesine, küfürler yemesine, yanlışlar yapmasına ve en sonunda taraftarın karşısına çıkamamasına rağmen adayım diyebilme cesaretini gösterdi.

Bu saatten sonra Şadan Kalkavan'da adaylığını ciddi olarak açıklar sanırım. Seçilmesi zor gibi gözüksede basında bu kadar yer aldı, siteler açtı, televizyon programlarına katıldı, şansını deneyecektir heralde. Doğru adam olduğunu sanmıyorum ama şansını denemesinde fayda var.

Artık bu camiaya yeni bir heyecan gerekiyor. Kendi adıma söylemem gerekirse ben sıkıldım her sene Eto, Ronaldinho, Lucescu ve duruma göre değişen saçma salak hoca isimlerini duymaktan. Revizyon, misyon, vizyon gibi milletin çoğunun anlamını bilmediği kelimelerle göz boyanmasından sıkıldım. Sıkıldım bir işe yaramayan futbolculara milyonlarca dolar verilmesinden. Değişim gerekiyor artık. Tamam Fenerbahçe'nin geçmişi bu, özü bu, hep en büyük olmak, hep problemli olmak hep arıza çıkartmak ama bu kadar da olmaz be kardeşim. Kaosun içinde düzenli işleyen birşeyler vardı artık o da yok.

Diktatörlük var bu kulüpte, millet bağırıyor dikatörlük var diye ama inatla görmek istemeyenler mevcut hala. Bir kişi var, ne derse sorgulanmadan o oluyor. Ses çıkaran kötü oluyor, hain oluyor.

Pardon başkan ama, istikrar istikrar dedin içimize ettin. Bugüne kadar yaptıklarınında bir değeri kalmıyor artık. Heykeli dikilecek adamdın kendini de bizi de ne hallere düşürdün.


Edit : Şadan Kalkavan'da bugün Lig TV'ye adaylığını açıkladı. Salı günü Büyük Kulüp'te Basın Toplantısı yapacakmış.

Aziz Yıldırım Kongrede Aday

Gerekeni yapacağız, ŞL'ye gidemediğimiz son sezon olacak, köklü revizyona gideceğiz, tutkulu bir yönetim kuracağız, öyle yapacağız, böyle yapacağız...

Kısaca Aziz Yıldırım kongrede aday olacağını açıkladı.

Dağ Fare Doğurdu

Basın toplantısı yapılacak diye duyuruluyor, herkes merakla bekliyor, belki bu sefer doyurucu bir açıklama gelir, bazı sorular cevap bulur diye umut ediyor ama açıklanan saatte televizyon karşısına geçince basın toplantısının gazetelerin spor ve ekonomi müdürleri ile kahvaltıya dönüştürüldüğü haberi geliyor. Yani dağ fare doğuruyor yine.

Adeta dalga geçer gibi...

14.05.2009

İzmir Notları


-Gece 1-2 gibi yola çıkalım diye planlarken, oydu buydu derken yine 3'ü buldu yola çıkışımız.

-İzmir'e vardığımızda doğal olarak şehir girişinde İstanbul'dan gelen herkesi polisler bekliyordu. Otobüste ne var ne yok kontrolü. Maça 2-3 saat kala deplasman yapılan şehirin girişinde otobüste, arabada bulunan alkole el koymalarını anlıyorumda daha maça 10 saat varken milletin içeceğine "gülerek" niye el koyarsın be abicim?


-Bir de şehir girişinde otobüsten iner inmez üstümü arayıp 1 liralık çakmağımı "stada sokmak yasak" diye almak isteyen polise saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

-İzmir felaket sıcak. Gezilecek gibi değil. Kordon'a zor geçtik, orada da bir yerde oturup kaldık zaten. O yüzden forza İstanbul, çevre il ve ilçelere tatile geliriz orası başka.

-Kolkola dolaşan Fenerbahçeliler ile Beşiktaşlılar güzel görüntü oluşturuyor. En azından ilginç geliyor bize. Problem kesinlikle İstanbul'dan gelen taraftarda :). Birbirine bakarak küfürlü beste söyleme merakı sıcak ve alkol ikilisi ile yanyana gelince filmin bir yerde kopacağı belliydi. Nitekim o film Kordon'da koptu zaten.

-Stadyum Beşiktaş Maraton tarafının bir kısmı hariç doluydu. Atatürk Stadı dolu oluncada çok güzel bir görüntü ortaya çıkıyor. Pankartlarda serbestti. Dolu tribünler ve pankartlar özlem duyduğumuz şeyler olduğu için insan daha bir hevesle bakıyor tribünlere, pankartlara.

-Fenerbahçe Kale Arkasındaki A.C.A.B. ile UNIGFB'nin "Ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar, ne de şeytan bir günahı, o kupayı beklediğimiz kadar"ı güzel pankartlardı. Grup, il, ilçe pankartı yerine daha çok böyle pankart olsa keşke.


-2-1 olana kadar bizim tribün oldukça iyiydi. 2. golden sonrada böyle bir final maçında çoğu kişi strese girince sazı Beşiktaş tribünü eline aldı. Güzel devam ettiler.

-Olur da yine bu aylarda güzel bir şehrimizde başka bir final olursa bir daha otobüsle gideni sevsinler...

+1


İstatistiklere +1 olarak geçen bir başka Türkiye Kupası Finali ve Fenerbahçe Futbol Takımı. Kupayı alamadıkça her sene kendini tekrarlayan espriler, her sene aynı şekilde verilen cevaplar.

Bir gün bu çile mutlaka bitecek ama o gün ne zaman gelecek?

BEŞİKTAŞ-FENERBAHÇE: 4-2

Hakemler: Bünyamin Gezer, Tarık Ongun, Asım Yusuf Öz
Beşiktaş: Hakan, İbrahim Toraman (46 İbrahim Üzülmez), Gökhan Zan, Sivok, Ekrem, Cisse, Ernst, Yusuf (75 Uğur), Holosko, Bobo (83 Nobre), Tello
Fenerbahçe: Volkan Babacan, Ali, Gökhan Gönül, Lugano, Roberto Carlos, Deivid, Selçuk, Emre (66 Deniz), Uğur (52 Semih), Alex, Güiza
Goller: Yusuf (6), Bobo (56, 73), Holosko (80); Güiza (27), Alex (90, pen)
Sarı Kartlar: İbrahim Toraman, Sivok; Lugano, Semih

12.05.2009

İzmir


Artık sonunda kupa mı olur yoksa istatistiklere 25+1 olarak mı eklenir bilmeden çıkıyoruz İzmir yoluna. Pankartlar, biletler hazır. Telefonun şarjı tam, yola çıkılacak tayfa hep tanıdık adamlar, havada güzelmiş İzmir'de, gezeriz de...

Bir de yanımızda kupayla dönersek tam olacak bu yolculuk.

10.05.2009

Kongre Vardı, Ne Oldu Ona?


Bir hafta sonra bu saatlerde Fenerbahçe'de yeni dönemde başkanlık koltuğuna oturmuş olan ismi tartışıyor olacağız. Aziz Yıldırım devam mı edecek, Şadan Kalkavan "bende varım" diyerek son dakikada yarışa dahil mi olacak göreceğiz. Sadettin Saran zaten yarışta yok. O kozunu artık Eylül'de olağanüstü kurula saklıyor. Yani kendisi öyle söylüyor.

Bir kaç ay önce herkesin birbirine atarlı giderli olduğu başkanlık yarışında, seçime bir hafta kala ortalık süt liman olmuş durumda. Geçtiğimiz gün Aziz Yılmaz çıkıp ceket şov yapmasa kongre olduğunu bile hatırlamayacak duruma gelmiştik. 17 Nisan'da kumarane baskını sonrası Hayatım Fenerbahçe şöyle yazmıştı;

"Her ne kadar grupçuluk bitti deniyorsa da aslında bitmemiştir Fenerbahçe’de, sadece kontrol altındadır. Yarın ne olacağı hiç mi hiç belli değildir. Bir rüzgar çıkar eser tersten, grupların üstündeki kontrol örtüsü açılıverir."

Galiba o örtü Aziz Yılmaz'ın konuşması ile şimdi resmen açıldı. Fakat ne Aziz Yıldırım'dan ne de Şadan Kalkavan'dan ses var. Ses vermek için Çarşamba akşamı kupa finalini bekliyorlar desek çok mu acımasızca olur?

Not : İki yazıda üst üste Hayatım Fenerbahçe'den alıntı yaptık. Onore Abi'ye selam olsun. :)

Piyangodan Derbi Çıktı

Daha dün Biletix'ten İzmir biletlerini almış, oturmuş bir yerde laflıyorduk. Sezon bitmeden, bizler gitmeden önce keşke deplasmanda bir derbi daha olsa dedim arkadaşıma. Güldü geçti tabi. Bu saatten sonra ne derbisi, bir tane kaldı o da İzmir'de işte. Artık çok içten mi söyledik yoksa aptala malum mu olurmuş bilemem ama sabah internete girdiğimde gördüğüm haber sonrası ufak çaplı bir şok yaşadım. Kaynak fenerbahce.org ;

"Fenerbahçe ile Galatasaray Profesyonel futbol takımları 19 Mayıs'ta dostluk derbisinde karşılaşacak. İki ebedi dost, ezeli rakip Fenerbahçe ile Galatasaray 19 Mayıs Atatürk'ü anma Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri çerçevesinde dostluk derbisinde karşı karşıya gelecekler. İnönü Stadyumu'nda saat 20.00 de oynanacak karşılaşmanın hakem
atamaları ilerleyen günlerde Merkez Hakem Kurulu tarafından yapılacak Türkiye için en özel günlerden biri olan 19 Mayıs'ta yapılacak Fenerbahçe - Galatasaray dostluk derbisi güzel
bir bayram etkinliği olacak"


Eğer iptal olmaz, İnönü'de oynanır, tribünler yarı yarıya olursa öpte başına koy.

Not: Hayatım Fenerbahçe maç Ankara'da diye yazmış, içime kurt düşmedi değil şimdi. :)

Güzel Oldu


FENERBAHÇE: 1 - DENİZLİSPOR: 0

Stat: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Tolga Özkalfa, Baki Tuncay Akkın, Mehmet Metin
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Ali, Gökhan, Yasin, Roberto Carlos, Deivid, Selçuk (Dk. 44 Deniz), Emre, Uğur(Dk. 64 Gökçek Vederson), Semih(Dk. 56 Alex), Güiza
Denizlispor: Özden, Feridun, Goncalves, Burak, Çağlar(Dk. 89 Selahattin), Bangoura, Braga (Dk. 78 Güray Vural), Fatih, Caner (Dk. 68 Engin Memişler), Roberts, Angelov
Gol: Dk. 62 Güiza (Fenerbahçe)
Sarı kart: Dk. 27 Burak (Denizlispor

9.05.2009

İnsan Doğası


Malum Denizlispor maçına dair mutlaka herkesin anlatacak birşeyleri vardır. Maçtan önce şampiyonluğun gideceğini hissedenler, kendini kaybedenler, hatırlamak istemeyenler ve niceleri.

Yalana gerek yok; unutamıyorum işte o maçı. Kaçan şampiyonluğu tek maça bağlamak, o gün sahada Fenerbahçe'nin ruhsuz oynamasını gözardı etmek, kümede kalmaya oynayan Denizlispor'un maçı kaybetmesini beklemek saçmalık, saflık olurdu. Fakat Denizlispor o gün bizden şampiyonluğu alan takım olarak tarihi geçtiyse bugünde Fenerbahçe Denizlispor'u kümeye gönderenlerden biri olarak geçmeli. Belki bize kaybetseler bile küme düşmeyecekler ama şu maçı kazanmalılar. Geçte olsa taraftarın beklediği Denizli galibiyetini sunmalılar artık.

İnsan doğası intikam istiyor işte. Belki geçmişi geri getirmeyecek ama insan bekliyor. Belki sahadakilerde bizim gibi düşünür(kaç kişi kaldı zaten), o lanet geceyi gözlerinin önüne getirirlerde Denizlispor'a bir çelme takarlar.

Şampiyon

Üst üste 4. defa TBBL Şampiyonu

FENERBAHÇE

7.05.2009

Olur Mu?


Lucescu Kadıköy'de kupayı kaldırsın, ertesi gün sarı lacivert eşofmanlarını giyip Samandıra'yı evi bellesin...

Anket yanda...

İnönü'de Fenerbahçe Tribünü

5.05.2009

Bir Parmak Bal


Bir taraftarı güldürmek ne kadar kolaydır aslında. İnönü’den bu yana nerde sarı lacivert görsem neşesi yerinde. Olayın bu kadar basit olduğunu sonunda oyuncularımızda anlamış olmalı ki ağız birliği yaparcasına aynı şeyi söylediler maç sonunda.

“Taraftarımızı bir nebze mutlu edebildiysek ne mutlu bize.”

Ettiniz evet. Bizi çok mutlu ettiniz. Ama bir yandan da kaçan ligin ağırlığı daha fazla çöktü sanki omuzlarımıza. Hep söyledik oynanan futbol, yönetim anlayışı, taraftar profili açısından bütünüyle berbat bir sezon geçiriyoruz diye. Yine de dönüp bir bakalım.

Çok geriye gitmeye gerek yok. Ankaraspor ve Ankaragücü maçları bize gereken tabloyu çizer. O iki maç kazanılsaydı şu an liderle aramızda 3 puan vardı. İnsanın nasıl içi yanmaz. Biz taraftarlar bunu kaç hafta önce görüp uyarıyoruz da bu oyuncular neden ders almıyorlar. Maçtan sonra Aragones dahil herkesin ağzında kaçan şampiyonluk treninin bıraktığı acı tat vardı. Nasıl olmasın? Beşinci sıradayız. Lideri bu sezon iki defa ezdik bir defa berabere kaldık. İkinciyi içerde dışarıda dağıttık. Galatasaray’ı her sene yeniyoruz. Bizle aynı puandaki Bursa’yı zaten yenmekten yorulduk. Eminim hepsinin kafasından bunlar geçiyordu İnönü galibiyetinden sonra. Gerçekten çok büyük bir acı.

Tek hedef Türkiye Kupası artık. Kendi adıma konuşayım bu benim hedefim değil. Benim için çerez kupası olalı çok oldu. Ama oyuncuların hedefi olmalı bence. Kaç yıllık hasret var işin ucunda.

SERT

Şimdi Söz Taraftarda


SORUNUN DEĞİL, ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI OLMAK İÇİN,

ELEŞTİRİ VE ÖNERİLERİMİZİ İLGİLİLERE ULAŞTIRABİLMEK İÇİN,

10 MAYIS 2009 PAZAR SAAT 13:00'DA

ALTIYOL MSM'DE PANEL DÜZENLİYORUZ.

HAYDİ HEP BİRLİKTE TAŞIN ALTINA ELİMİZİ KOYALIM.

SEN YOKSAN BİR KİŞİ EKSİĞİZ...

Son yıllarda Fenerbahçe tribünlerinde yaşadığımız olumsuzlukların çözümüne katkı sunabilmek ve özellikle futbol takımımızın başarısızlığı nedeniyle taraftarın yaşadığı üzüntülerin bir kez daha yaşanmaması için yönetimce uygulanmasını istediğimiz yöntemleri yeni seçilecek Yönetim Kurulumuza iletebilmek amacıyla bir panel düzenlenecektir.

Panel 10 Mayıs Pazar günü Altıyol Müjdat Gezen Sanat Merkez'inde saat 13:00'de başlayacaktır. Panele getirilecek önerilerin yazılı olarak sunulması çok yararlı olacaktır.

Öneriler FeDeR tarafından oluşturulacak bir komisyonca düzenlenerek dosya halinde yeni seçilecek kulüp yönetimine sunulacaktır.
Ayrıca bu çalışma özet halinde kongrede okunacaktır.

Katılmak isteyen üyelerimize ve arkadaşlarımıza duyurulur...

Genel Sekreterlik
FeDeR

4.05.2009

İnönü Deplasmanı


Yağmurlu geçen iki günden sonra Pazar günü güneşli bir sabahla uyandık. Kahvaltıydı, gazeteydi, keyif yapalım derken az kalsın Lefter'in anısına yapılan heykelin açılışını kaçırıyorduk. Anlatılan hoş anılar eşliğinde oldukça güzel bir açılıştı. Açılışın ortasında gelen AEK imzalı çelenk ise gerçekten anlamlıydı.

Kızıltoprak'ta toplanıp oldukça kalabalık bir şekilde trenle Haydarpaşa'ya geçiş ise bu deplasmanı unutulmaz kılacak olaylardan biri oldu. Haydarpaşa'da inildiği zaman eminim herkes kendini ya İtalya'da Napoli taraftarı gibi ya da Green Street Hooligans filminde bir karakter gibi hissetmiştir. Benim tercihim Roma'ya giden Napoli taraftarından yana oldu. Oldukça sağlam bir tayfa ve bir şekilde her sene delinen valiliğin "toplu gitmek yasak" kuralı. Trenin devamı ise yine motordu. Bu sefer farklı olarak Kabataş'tan stada toplu yürüyüşte oldu.

Daha önce İnönü'ye ne bu kadar rahat gitmiş ne de içeri bu kadar rahat girmiştim. Belki sıranın önlerinde olmamızında etkisi var fakat herşey beklenenden kolay gerçekleşiyordu. İçerde bulunan taraftarın çoğuda maçı izlemeye değil bağırmaya gelen adamlardı. Yani en öne panel çekseniz kimsenin umrunda olmazdı. Maçtan önce sağlam girilen birkaç beste maçın daha da güzel geçeceğinin adeta habercisiydi.

Sahada ortaya konan mücadele, maçtan önce ben ve benim gibi düşünen çoğu kişiyi yanıltıyordu. Yanıldığım için hiç bu kadar mutlu olmamıştım desem abartmış olmam heralde. Ne de olsa İzmir'e dedikodular eşliğinde değil başımız dik gidiyoruz. Kupayı alırsak hasrete son veriyoruz, alamazsak ise kupayı alamadığımız yıllar hanesine bir ekleriz olur biter.


Tribün performansı nasıl acaba sorusuna "Çok sağlam, aynen devam" mesajları cevap oluyordu. Tamamdı işte; güzel başlayan günümüz, güzel skor ve güzel tribünle devam ediyordu. İkinci golüde bulduğumuz anda makara başlayabilirdi. Nitekim o golüde bulduk bulmasına fakat Beşiktaş farkı kısa süre sonra bire indirince bizim yaptığımız ağır dozajdaki makara bir an bize ters tepicek diye korkmadımda değil. Neyseki korktuğum olmadı ve milletin stresden bağıramadığı dakikaları çabuk atlattık. Sonlara doğru Beşiktaş'ın umutları artık iyice azalınca sazı eline alma sırası yine bizdeydi. Gecenin hiti "Şampiyon nah olursun Beşiktaş'ım bu sene" eşliğinde Kadıköy'ün yoluna tutma vakti gelmişti.

Efsane Vapur hadisesi vardı bundan bir iki sezon önce. Belki iddialı olsaydık dönüşümüz yine aynı şekilde olabilirdi ama bu sefer vapur yolculuğunu özel kılan başka bir durum vardı.

Vapur Haydarpaşa açıklarında, polislerden biri arka taraftaki balkon kısmına girmiş, millet delice bağırırken "susun, hop, bağırmayın ulan" diye kendini yırtıyor. Önce ne oluyor falan derken "beyler bir dakika" şeklinde söz alıyor ve başlıyor sarı lacivert çektirmeye. Tabi herkes önce dumur ondan sonra başlıyor lacivert diye haykırmaya. Artık içinden mi geldi ya da emniyet halka ilişkelere özen mi gösteriyor bilinmez ama hoş bir anı olarak yerini aldı.

BEŞİKTAŞ-FENERBAHÇE: 1-2

Hakemler: Yunus Yıldırım, Serkan Gençerler, Volkan Narinç
Beşiktaş: Rüştü, Ekrem, İbrahim Toraman, Gökhan Zan (46 Cisse), İbrahim Üzülmez, Holosko, Sivok, Ernst (71 Serdar Özkan), Tello, Delgado (46 Yusuf), Bobo
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Ali, Gökhan Gönül, Yasin, Roberto Carlos, Deivid (87 Gökhan Emreciksin), Emre (56 Deniz), Selçuk, Uğur, Semih (65 Kazım), Güiza
Goller: Holosko (64); Güiza (33), Semih (54)
Sarı Kartlar: Gökhan Zan; Roberto Carlos

1.05.2009

Neler Olmuş Neler


Uzaklara, çok uzaklara gittik geldik. Bir süredir bu gidiş gelişler artmıştı zaten, artık ilginç bir hal almaya başladı. Bakalım sonu nereye varacak.

Tam giderken gündem yoğunlaşmak üzereydi, geri geldik gündemden arta kalan kazanılan şampiyonluk, derbiler, yapılmayan açıklamalar, yenilen yemekler vardı.

Bu süre içersinde insanın içini en çok burkan Fenerbahçe'nin resmi sitesi diye geçen fenerbahce.org'da yayınlan Aziz Yıldırım girişi ile Aziz Yıldırım'ın Papermoon'da Yıldırım Demirören ile yediği yemekti.

Hala unutulmayan o malum sezonda Adnan Polat ile Yıldırım Demirören'de aynı yerde yemek yemiş şampiyonluk ve kupa paylaşılmıştı. O gün haklı olarak isyan etmiştik. Haklıydık, çünkü yemekten sonra yapılan açıklama gerçekleşme ihtimali düşük olmasına rağmen sezon sonunda ilginç bir şekilde gerçekleşmişti. Çok değil, üç sene sonra taraflardan birisi değişiyor ve aynı yemek yine yeniyor. "Bu insanlar salak mı anlaşma varsa niye bu kadar aleni yapılsın" diyenler vardır şüphesiz ama şu anda insanların kafasında soru işareti var mı yok mu? Kesinlikle var. Hatta daha da fazlası... İki başkanında koltuklarında oturmaya devam etmeleri için birer kupaya ihtiyacı var. Aldın aldın, alamadın biri kongrede zorlanacak öteki de muhalefet tarafından indirilecek. Bu işler böyle demek ki. Bu kadar aleni şekilde oluyor.

Türkiye Kupasını almaya mecburken ve bu kadar inanmışken şimdi kendi kendime soruyorum. Olurda Pazar maçı kaybeder ve 13 Mayıs'ta İzmir'de kupayı alırsak bu 26 senelik özlemin bitişi böyle mi olmalı? Böyle şaibeli ve lekeli bir şekilde mi?

Tabi bunun tek bir çözümü var. O da çıkıp Pazar akşamı İnönü'den ezik değil ezmiş, mağlup değil galip bir şekilde Kadıköy'e dönmek. Hala tükenmemiş biletler taraftarın ne kadar tükendiğinin, tüketildiğinin göstergesidir. Çok fazla sayıda kişi İzmir'e bileniyor olsada İnönü'de enteresan bir deplasman tribünü olacak. İyi mi kötü mü kestirmek çok zor.


Gelelim resmi sitenin son icraatına. Bu durumu hala savunanlar var. Onlara diyecek kelime bulamıyorum diye kestirip atmak az gelir. Allah'a havale etsem, o da nafile. Fenerbahçeli olduklarından şüpheliyim desem kimsenin Fenerbahçeliliğini tartışmak benim haddime değil. Fenerbahçe'yi paylaşılamaz biçimde sevmekten bahsederken hangi Fenerbahçeli bu durumu içine sindirebilir ondan da emin değilim.

Bu sene herkes çok yıprandı, taraftar iki gruba ayrıldı, karşılıklı yanlışlar yapıldı, yaptırıldı ama öyle bir olgu yaratıldı ki insanlar Fenerbahçeli değilde, ya Yıldırımsporlu ya da Rantçı olarak ilan edildi. Bir taraf resmi sitenin girşini kabul edilemez olarak görünce, öbür taraf "az bile yapmışlar" diyerek cevap verdi. İnat uğruna böyle birşey söylendiğine inanmak istiyorum yoksa kabul edilecek bir durum değil bu. Aziz Yıldırım aday olur, olmaz, devam eder, etmez, seversin, sevmezsin ama yarattığı diktatörlük kabul edilemez bir hal aldı artık. Şu da var; bunu yaptıranın Aziz Yıldırım değil, içerden bir işgüzar olduğunada inanmak istiyorum. Bu kadar düşmez, düşülmez diye ümit ediyorum.

Sedat Balkanlı'ya üzüldük, voleybolda seneler sonra gelen şampiyonluk ve kazanılan derbilere ise sevindik. Şampiyonluk maçında "futbolcular gelsin, sizi izlesin" tadında birşeyler bağırılmış galiba. Ne de güzel olmuş. Mesajı alması gerekenler umarım almıştır diyeceğim ama onların böyle bir maçtan haberleri dahi olacağını sanmıyorum.

Biraz dinlenelim ve kendimizi Pazar gününe saklayalım. Önce Lefter heykelini ziyaret edelim sonra İnönü'de şampiyonluk hayallerini yarınlara bırakıp İzmir'e başımız dik, alnımız açık şekilde gidelim.

21.04.2009


Bir süreliğine ara verelim blogda. Fenerbahçe'yi, gündemi uzaklardan takip edelim biraz. Geldikten sonra kaldığımız yerden devam ederiz.

19.04.2009

Bitti

Bana göre çok uzun zaman önce biten şampiyonluk yarışı artık herkes için bitmiştir sanırım. Bu saatten sonra Fenerbahçe'den şampiyonluk bekleyen varsa şüphesiz o kişi en asil duyguların sahibidir. Yüreği hala temiz olandır. Ve matematiksel olarak şampiyonluk şansı bitene kadar izlemiyorum, ilgilenmiyorum dese bile tatsız tuzsuz maçları birşekilde izleyecek olandır. Yalan mı?


ANKARASPOR-FENERBAHÇE: 1-0

Hakemler: Suat Arslanboğa, Baki Tuncay Akın, Volkan Narinç
Ankaraspor: Senecky, Ediz, Baki, Ömer Aysan, Erhan, Hürriyet, Adem, Neca (68 Mehmet Özdemir), Murat Tosun (86 Konate), Mehmet Çakır, Bilal (56 Weeks)
Fenerbahçe: Volkan Babacan, Ali, Önder, Yasin, Roberto Carlos, Selçuk, Emre, Kazım (59 Gökhan Emreciksin), Uğur (59 Vederson), Deivid (79 İlhan), Güiza
Gol: Mehmet Çakır (74)
Sarı Kartlar: Senecky; Yasin

18.04.2009

Bizle İlgisi Yok Mu?


Çok eski değil daha Şubat ayında yönetimin ve Aziz Yıldırım'ın bizzat açılışını yaptığı yenilenen Birleşik Fenerbahçeliler Vakfı(stadın altı) kumar oynanıyor diye basılıyor ve yönetim Fenerbahçe ile alakası olmadığını söylüyor.

Kiralık verilmesi, geçmişten kalan bir kontratın devam etmesi söz konusuymuş. Yönetim böyle diyor. Doğru aslında. Orada Fenerium'un,Volkswagen'in Migros'un, Seat'ın, Biletix'in, Burger King'in yerleride var. Var ama, bizle alakası yok diye işin içinden sıyrılmak bu kadar kolay mı? Galerinin bekçisi gece yarısı içerde olmadık işler yapar o zaman "bizle alakası yok, onların problemi" dersin ama senin ön plana çıkartıp, açılışını yapıp, izin verdiğin yerde oluyorsa orada "bir dakika" deme hakkı doğuyor işte.

Fenerbahçe'de olan herşeyden başkanın haberi oluyorda, stadın altında bulunan Birleşik Fenerbahçeliler Vakfında kumar oynatılacak ve bundan yönetimin, başkanın haberi olmayacak? Hadi canım oradan, hiç mi önünden geçmiyorsunuz? Önünden geçen alakasız bir adam bile son dönemde oranın enterasan bir hale büründüğünü farketmiştir.

Aziz Yılmaz çıldırıyor, birasına oynanıyor diye açıklama yapıyor, kapıları tekmeliyor, Fenerbahçe Yönetimi bizle alakası yok diyor olan yine Fenerbahçe'ye oluyor. Hani kurumsallaşan, kendini aşan Fenerbahçemize.



http://www.vidivodo.com/267821/fenerbahce-kumar-baskini

17.04.2009

Sami Yen'de Fener Tribünü



UNIGFB'nin maçtan önce herkese dağıtmaya çalıştığı ama "bilinçli taraftarın" stada sokmak yerine Sami Yen girişinde yerlere atması sonucu tribünün yarısında yanan yarısında yanmayan maytaplar. Görüntü kesildikten sonra biraz daha maytap yakılıyor ama istenen ortam tam anlamıyla oluşmadı sanırım.

Video tribundergi.com'dan alıntıdır.(semih-rdyry)

Ceza Toto Sonuçları Açıklandı


Sohbetlerin yegane konusu olan ceza-toto "Lugano'ya en az 5 maç", "Arda fazla almaz", "Volkan ne olacak?" şeklinde devam ederken PFDK kararları açıkladı.

ADNAN POLAT: 45 GÜN HAK MAHRUMİYETİ
ALİ SAMİ YEN: 1 MAÇ SEYİRCİSİZ, 1 MAÇ KAPATMA TOPLAM 2 MAÇ (İLK OLARAK SEYİRCİSİZ)
ARDA TURAN: 3 RESMİ MÜSABAKADAN MEN
DIEGO LUGANO: 5 RESMİ MÜSABAKADAN MEN
SEMİH ŞENTÜRK: 3 RESMİ MÜSABAKADAN MEN
VOLKAN DEMİREL: 3 RESMİ MÜSABAKADAN MEN
EMRE AŞIK: 2 RESMİ MÜSABAKADAN MEN
SABRİ SARIOĞLU: 2 RESMİ MÜSABAKADAN MEN


Hepside beklenildiği şekilde verilmiş cezalar. İki takımdan biri şampiyonluk yolunda iddialı konumda olsa yarım porsiyon şeklinde dağıtılacaktı muhtemelen. Ne Fenerbahçe'nin ne de Galatasaray'ın böyle bir iddiası olmadığı için Türkiye şartlarında gayet adil olmuş. Gerçi içlerinden bir iki tanesi törpülenerek birer maç düşürülür ama olsun; milli meselemiz olan cezalar dağıtıldığına, adalet yerini bulduğuna, tüm suçlular cezalandırıldığına göre halkımız rahat rahat uyumaya devam edebilir.

15.04.2009

Az Bile Demiş


Emre Belözoğlu'nu sevmiyorum, sevemiyorum. Zaten o adamı sevmek,kabullenmek gibi niyetimde yok. Eninde sonunda bir gün ait olduğu yere geri dönecek. Şu an tek yaptığım o yokmuş gibi kabul etmek ve bundan da oldukça memnunum. Kendi kendime protesto ediyorum yani. Kişisel protestomu ipleyen kimse olmadığını bildiğim gibi iplenme ihtiyacıda hissetmiyorum.

Kankaları ile yaptığı açılışları ve boş beleş açıklamaları olmasa oynadığı futbolla gram yer kaplamayacak zaten. Bu hafta repertuvarına "kankalar ile kavgayı" ekledi de küçük dünyamda kendine yer buldu biraz. Derbide yaşanan olaylar sonrası Sabri öyle bir açıklama yapmış ki ilk defa Emre'yi takdir etmek istedim.

"Galatasaraylı futbolcu Sabri Sarıoğlu, Fenerbahçe maçındaki olaylarda mağdur olanın kendisi olduğunu ifade ederek, ''Emre Belözoğlu bana saha içinde küfür etti, 'Seni öldürürüm' dedi. Neden PFDK'ya sevk edildiğimi anlayamıyorum" diye konuştu"

Eğer Sabri'ye böyle dediyse helal olsun, az bile demiş. Sahanın içinde kasap gibi dolaşan,insanlıktan nasibini almamış bu mahluka keşke dediğinide yapsaymış. Futbol dışında her işi yapan bu adamın artık bacağını eline mi verirdi yoksa canını mı alırdı bilemiyorum ama lafta kalmasaydı keşke.