Efes Pilsen'e kızıp maçta Tuborg tişörlteri, şapkaları dağıtmak nedir?
Bunun lütfen bir açıklaması olsun. Sen Fenerbahçe'li değil misin? Ne demek Fenerbahçe formasının üstüne alakasız bir firmanın reklam amaçlı ürünlerini giymek. Seni uyarana utanmadan yeşil Tuborg tişörtünün altından formanı gösteriyorsun. Hadi bir olsa iki olsa belki görmezden gelinecek ama koli ile getirip dağıtanın aklını seveyim ben. Sağduyulu olanlar ağır bastı da bu organizasyonu yapan sevgili Fenerbahçeliler uyarılarak o ürünleri çıkarttılar üstlerinden.
Olacak iş değil...
Tribün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tribün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18.06.2009
Abdi İpekçi'de Dün Gece

Biz bu şampiyonluğu 3. maçta kaybettik. Solomon'un unutulmaz hatası 5. maçta hakemlerin "kural"ları uygulamasıyla birleşince zaten son maça elimizde pek birşey kalmamıştı. Dürüst olmak gerekirse bu kupa 2-0 geriden gelen Efes'in hakkıydı. Seriyi güzel yapan, heyecanlandıran da buydu fakat başta Ergin Ataman ile Kaya Peker'in gereksiz tavırları seriyi mahvettiği gibi dün akşam maçtan sonra sahada hoş olmayan bir cevap aldı.
Son iki haftayı baştan alalım şimdi. Oynanan tüm maçlar aynı şekilde sonuçlansa, hatta Solomon o topu kaptırsa, hakemler yine o kuralı uygulasa fakat Ergin Ataman ve Kaya Peker çıkıp şovmenlik yapmasa bunların hangisi olurdu? Biraz pet şişe atılır, küfür edilir fakat kimse sahaya girmezdi. Fenerbahçe çıkar madalyasını alır, Efes'te kupayı kaldırırdı. Hatta alkış bile alırdı Efes kupayı alırken.
Fakat gerçek olan bu senaryonun tam tersiydi. Zaman zaman maçı kazanabilecek duruma gelsekte Efes Pilsen daha rahat olması ve geriden gelmiş olmanın sağladığı motivasyonla kupayı kazandı.

Maçtan sonra yaşananlar ise kimsenin olmasını istemediği şeylerdi. Tek sevindirici tarafı sahanın içine girenler arasında tribün gruplarının pek olmamasıydı. Eğer pota arkasında bulunan gruplarda tam olarak sahaya inseydi heralde bugün AFP, Reuters gibi ajanslar tüm bu olayların görüntülerini servis ediyor olurdu.
İyisiyle kötüsüye basketbol sezonuda sonlandı. 100. yılda Ülker'le birleşme, Aydın Örs'ün takımın başına getirilmesi ile (gönderilmesi bambaşka bir hadise zaten) yepyeni bir ivme kazanan basketbol şubesi Bogdan Tanjevic ile biraz bocalasada ligin en önemli takımlarından biri olmayı sürdürüyor. Ne de olsa bu değişimden sonra üç senede oynanılan üç final serisi ve kazanılan iki şampiyonluk var.
15.06.2009
Aykut Kocaman
Sadece bizim gibi düşünenler için taraftar mastürbasyonundan öteye geçmeyecek bir hareket. Hiç şüphe yok ki günümüz futbolunda Mehmet Topuz'lar Aykut Kocaman'lardan çok ama çok daha değerli.
Aykut Kocaman böyle kokuşmuş yapının içinde Fenerbahçe'de tüm güzelliklerin sembolü olsun.
14.06.2009
Cevaplayamadığım Soru

Mehmet Topuz'un transferinden memnun muyum değil miyim?
Fenerbahçe'ye imza attığından beri aklımda bu soru var ama kesin bir cevap veremiyorum.
Galiba memnun oldum. Şimdi, "daha geçen hafta sallıyordun, sende Topuz gibi kıvırma" deseniz haklısınız. Duruma bakıyorum, hayatta kabul edilemeyecek bir konu var ortada. Beşiktaşlıyım diyen ne idüğü belirsiz bir topçu ve kendisine verilen milyonlar. Buraya kadar bana ters.
Fakat birde Yıldırım Demirören'in Fenerbahçe'ye "ezik" demesi var. Galiba hırslandıran ve sonrasında transferden memnun kalmamı sağlayan olay bu. Bir nevi olayın namus meselesi haline gelmesi. Ama dedim ya tam emin değilim, adını koyamıyorum diye.
Emin olduğum tek şey bu elemanında Emre'den, Tümer'den, Fatih'ten farkı olmayacak benim için.
Yarın kendisi için tören yapılıyormuş. Bak işte bu da sinirlenmem, kızmam için bir sebep. Kim bu adam kardeşim? Mutlaka gidip kendisine koçum benim diye bağıranlar olacaktır. Bu transfere deli gibi sevinen adamlar yok değil, fakat benim gibi içine sindiremeyip ne var ne yok diye gidenlerde olacaktır kesin.
Keşke içerde spontane bir protesto gelişse bizim gibiler seslerini biraz duyursa ne güzel olur diyeceğim ama dilekten öteye geçmeyecek sanırım.
Unutmadan eklemek istiyorum, bu adam bu takımda nerede oynayacak, ne yapacak?
3.06.2009
Ağlamak İstiyorum
Efes'in Play-Off serisinde Fenerbahçe biletlerini 45 TL yaptığını okumuşsunuzdur mutlaka. Hemen ardından yönetim bu olayı kınadı. Fakat bugün öyle birşey yaptılarki gözlerim yaşardı resmen.
"Efes Pilsen ile Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımızın BEKO Basketbol Ligi Play-Off final serisinde 4 ve 6 Haziran 2009 tarihlerinde Ayhan Şahenk Spor Salonu'nda Efes Pilsen'in ev sahipliğinde yapacakları karşılaşmalar için taraftarlarımıza 600 kişilik yer ayrılmasının yanı sıra bilet fiyatları da 40 TL'den Biletix servis bedeliyle birlikte 45 TL'ye satılan biletler ile ilgili olarak şube direktörümüz Nedim Karakaş şu açıklamada bulundu: "Efes Pilsen'in maç biletlerini taraftarımız için ayrılan biletleri 45 TL'den satışa çıkartmasının ardından biz de taraftarlarımızı mağdur etmemek için yeni bir promosyon gerçekleştirdik. Bu iki karşılaşmaya gelen taraftarlarımız maç biletlerini atmasınlar. Fenerbahçe Ülker olarak 9 ve 11 Haziran 2009'da kendi evimizde oynayacağımız iki karşılaşma için bu biletleri değerlendireceğiz. Şöyle ki; deplasmandaki maçlara giden ve bilet alan taraftarlarımız 9 ve 11 Haziran tarihlerinde Abdi İpekçi Spor Salonu'nda açacağımız stantlara biletleriyle birlikte başvurdukları takdirde, kendilerine bu biletler karşılığında 2 bilet ve Fenerium'dan atkı – şapka paketi hediye edeceğiz. Bu sayede taraftarlarımız da herhangi bir mağduriyet yaşamadan maçlarımızı izleme olanağı bulacaklar." "
Ağlamak istiyorum ulan...
"Efes Pilsen ile Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımızın BEKO Basketbol Ligi Play-Off final serisinde 4 ve 6 Haziran 2009 tarihlerinde Ayhan Şahenk Spor Salonu'nda Efes Pilsen'in ev sahipliğinde yapacakları karşılaşmalar için taraftarlarımıza 600 kişilik yer ayrılmasının yanı sıra bilet fiyatları da 40 TL'den Biletix servis bedeliyle birlikte 45 TL'ye satılan biletler ile ilgili olarak şube direktörümüz Nedim Karakaş şu açıklamada bulundu: "Efes Pilsen'in maç biletlerini taraftarımız için ayrılan biletleri 45 TL'den satışa çıkartmasının ardından biz de taraftarlarımızı mağdur etmemek için yeni bir promosyon gerçekleştirdik. Bu iki karşılaşmaya gelen taraftarlarımız maç biletlerini atmasınlar. Fenerbahçe Ülker olarak 9 ve 11 Haziran 2009'da kendi evimizde oynayacağımız iki karşılaşma için bu biletleri değerlendireceğiz. Şöyle ki; deplasmandaki maçlara giden ve bilet alan taraftarlarımız 9 ve 11 Haziran tarihlerinde Abdi İpekçi Spor Salonu'nda açacağımız stantlara biletleriyle birlikte başvurdukları takdirde, kendilerine bu biletler karşılığında 2 bilet ve Fenerium'dan atkı – şapka paketi hediye edeceğiz. Bu sayede taraftarlarımız da herhangi bir mağduriyet yaşamadan maçlarımızı izleme olanağı bulacaklar." "
Ağlamak istiyorum ulan...
31.05.2009
Fener'in Kalesi Bağdat Caddesi - 2009
Canımın içi biricik Beşiktaş taraftarı,
Beşiktaş Belediyesi sizler için Digiturk ile anlaşarak Beşiktaş Meydan'da dev ekran kurmuş, maçı izleyin, kudurun, doyasıya kutlayın diye. Güzel bir uygulama yapmışlar. Keşke her sezon sonu her takım taraftarı için böyle uygulamalar olsa.
Fakat şöyle bir problem var, böyle güzel bir organizasyona rağmen inatla Bağdat Caddesinde kutlama yapma konusunda ısrar ediyorsunuz. Hadi geldin, o kadar Fenerbahçeli görünce niye kornaya basıyorsun? Bu konuda yalnız değilsiniz, Galatasaray taraftarıda sizler gibi ama onlara böyle bir alan tahsis etmiyorlar eğlenmeleri için. Sizler böyle yapınca ne oluyor; boşu boşuna masraf, kavga, gürültü, şampiyonluk akşamında üzüntü.
Her iki tarafada yazık günah.
Polis olaya erken uyanmasa kim bilir daha neler olacaktı?
Fener'in Kalesi Bağdat Caddesi
Beşiktaş Belediyesi sizler için Digiturk ile anlaşarak Beşiktaş Meydan'da dev ekran kurmuş, maçı izleyin, kudurun, doyasıya kutlayın diye. Güzel bir uygulama yapmışlar. Keşke her sezon sonu her takım taraftarı için böyle uygulamalar olsa.
Fakat şöyle bir problem var, böyle güzel bir organizasyona rağmen inatla Bağdat Caddesinde kutlama yapma konusunda ısrar ediyorsunuz. Hadi geldin, o kadar Fenerbahçeli görünce niye kornaya basıyorsun? Bu konuda yalnız değilsiniz, Galatasaray taraftarıda sizler gibi ama onlara böyle bir alan tahsis etmiyorlar eğlenmeleri için. Sizler böyle yapınca ne oluyor; boşu boşuna masraf, kavga, gürültü, şampiyonluk akşamında üzüntü.
Her iki tarafada yazık günah.
Polis olaya erken uyanmasa kim bilir daha neler olacaktı?
Fener'in Kalesi Bağdat Caddesi
Etiketler:
Topsuz Alan,
Tribün
25.05.2009
Kongre-Konya-Beşiktaş Üçgeni

Maçtan çok kongrenin sonucunu, farkı merak ediyordu herkes. Beklendiği gibi Aziz Yıldırım büyük bir farkla kazandı kongreyi. Bence ne Şadan Kalkavan ne de Aziz Yıldırım bu saatten sonra kulübün ihtiyacı olan başkanlık tarzını sergileyemeyecek olsa da iki kişiden birini seçmek gerekiyordu. Aziz Yıldırım'ın hatalarını tekrar etmemesini dilemekten başka yapılacak hiçbir şey yok.
Maça gelince kimsenin böyle bir skor beklemediğine eminim. Konya saldırır, en iyi berabere biter, ligin altını da üstünü de son hafta karıştırırız beklentisi hakimdi. Ama Fenerbahçe bu sezon hiç bir maçta kendinden bekleneni yapmadığı için gitti maçı farklı kazandı. Olan Konya'ya oldu, Denizli'ye ve Beşiktaş'a yaradı. Akıllar sürekli olarak Beşiktaş-Galatasaray derbisi sonucu şampiyonluk belli olur mu sorusundaydı.
Tribünde ise maraton üstte bağıran grupların tamamı A Blok'ta olunca önümüzdeki sezonun alıştırması yapıldı sanki. Kadıköy'de sezonun son maçı en iyi tribün yapıldı desem abartmış olmam heralde. Sürekli farklı besteler girilmesi, bir besteye takılıp saatlerce söylenmemesi sonucu herkes memnundu tribünde.
FENERBAHÇE: 4 - KONYASPOR: 2
Stat: FB Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Yunus Yıldırım, Volkan Narinç, Serkan Gençerler
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Al Bilgin, Gökhan Gönül, Lugano, Roberto Carlos, Selçuk, Emre (Dk. 68 Deniz Barış), Deivid (Dk. 76 Semih), Uğur Boral (Dk. 85 Vederson), Alex, Güiza
Konyaspor: Oğuzhan, Mihajlov, Kratochvil, Mehmet Çoğum, İsmail Güldüren (Dk. 36 Kaue), Bülent Bölükbaşı (Dk. 54 Poljac), Cihan Haspolatlı, Ayman, Fahri (Dk. 65 Mustafa Er), Serhat Akın, Veysel
Goller: Dk. 14 ve 17 Güiza, Dk. 38 Uğur Boral, Dk. 40 Roberto Carlos (Fenerbahçe), Dk. 75 Kratochvil (penaltıdan), Dk. 90 Poljac (Konyaspor)
Sarı Kart: Dk. 84 Gökhan Gönül (Fenerbahçe)
21.05.2009
Yemişim Finalini

-Bitse de gitsek modunda stadın yolunu tuttuk saat 17 civarı. Yani en baştan yola çıkışımız ofsayttı. 11 civarı Kadıköy'e gitme girişimim trafikten dolayı yalan olunca, televizyonda da yollar şöyle kapanacak böyle kitlenecek denildiği için yürümeye karar verdim fakat Feneryolu tarafına gelince büyük bir hata yaptığımı anlayıp dolmuşa atladım. Maç günü veya iş günü içersinde Kızıltoprak trafiğini hiç böyle rahat görmemiştim desem yalan olmaz heralde. Benim gibi düşünen yerli halk ya yolunu değiştirmişti ya da hiç bulaşmamıştı Kızıltoprak tarafına. İyi yapmışlar.
-Bilet Telsim tarafından olduğu için maçtan önce Nazlı ve çevresindeydik doğal olarak. Gerçi başka tribünden olsa da değişen birşey olmazdı sanırım. Stad çevresini biraz dolaşıp finale yakışan bir ortam bulamayacağımızı anlayınca Kalamış Parkı - Nazlı arası dolanmamıza başladık. Sanki Fenerbahçe'nin bu sezon oynadığı normal bir lig karşılaşması gibi ortam vardı. Hatta daha da ileri gidelim, bildiğin Fenerbahçe- Belediye maçı. Ya da benim beklentim çok daha fazlası olduğu için hayal kırıklığına uğradım. Turistten çok Türk olması, tribünde, dışarda hep tanıdık simaların göze çarpması bu düşüncemi de kuvvetlendirdi açıkcası.
-Nazlı'da Türklerle beraber takılan Ukraynalı bir elemanın ufak bir Türk çocuğun Werder atkısını boynundan çekerek alması pek hoş karşılanmadı. Hatta epey bir sert karşılandı. Yediği dayaktan sonra atkıyı geri verince sessizce yolunu aldı iki tarafta.
-Tabi bütün bunlar olurken polisin bir günlük hoş görüsüne değinmeden olmaz. Çoğu şeyi görmezden geldiler dün akşam. Ya da görüp içlerine de atmış olabilirler. Umarım intikamları çok kötü olmaz.
-Stada girerken 75, 50 Euro'ya alınmış biletler 20 TL'ye alıcı buluyordu karaborsada. Karaborsa umuduyla bilet alan çoğu kişinin bileti ya elinde patladı ya da bedavaya vermek zorunda kaldı. Bu duruma Allahın sopası yok diyoruz :)
-Kadıköy'de finale metrobüsle geliyoruz diyenlerde dün Kadıköy'e teşrif etmişti. Efendi gibi olup yanlış zamanda yanlış yerde bulunmayanlar için bir problem yoktu fakat dili uzun olanlar ne yazık ki o kadar şanslı değildi. Hem Maraton Alt'ta hem de Telsim'de gereken cevabı fazlasıyla aldılar. O formayı giyip Kadıköy'e geldiysen küfürü göze almışsın demektir. Küfürü yediğin zaman duymadan yoluna devam et. Ama dönüp cevap verip erkeklik taslayınca birileride gelip sana haddini bildiriyor. Daha o kadar medeni olamadık, kusura bakmayın futbol severler.
-Maçta söylenen Dağ Başı ile Her Zaman Her Yerde En Büyük Fener olmasa bu gecenin heralde hiç ilginç anısı olmayacaktı. En büyük Fener'de ses gayet iyi gitmiş televizyona.
-Kedi de iyi reklam oldu millete. Hemen patlatmışlar Galatasaray Kadıköy'de diye tabii.
-Bombamız Kızıltoprak sakini bir teyzeden geliyor; "Çöpçüler ile turunculu Rusları karıştırdım" Kendisi bunu söyledikten sonra onların Ukraynalı olduğunu açıklama ihtiyacı hissetmedik doğal olarak.
-Son olarak Shaktar taraftarına da sitem ederek noktayı koyalım. Kardeşim siz bu kupayı zerre kadar hak etmiyorsunuz. İnsan bi sevinir, çoşar, ağlar, birbirine sarılır. Soğuk adamsınız tamam da, içince kendinize gelin biraz. Kupa merasimi bitti biz evimize gidiyoruz da sizde işten çıkmış emektar memur gibi otobüse gidiyorsunuz. İki beste söyleyin, bağırın, meşale yakın. Boşuna mı geldiniz İstanbul'a maça? Lucescu'dan dolayı uyuz oluyordum, bir de bu halinizi gördüm iyice uyuz oldum.
Etiketler:
Futbol,
Topsuz Alan,
Tribün
18.05.2009
Taraftar Blokları

Seneye tribün konusunda güzel gelişmeler olacağına dair duyumlar geliyordu fakat geçmiş zamanlarda bu konuda yönetim çok kazıklar attığı için insanın pek inanası gelmiyordu. Bu sefer resmi siteden Taraftar Blokları adı altında bu güzel haberi doğruladılar. Buna göre Maraton Üst A ve B Bloklar bağıran taraftara ayrılıyor. En başında atılması gereken bu adım çok geç atıldı ama eminim tribün adına güzel günlerin başlangıcı olacak.
A blokta olan Feder'in de başka bir bloğa geçeceği yönünde söylentiler var. Doğru açıklamayı mutlaka kendileri yapacaktır. Herkes için hayırlısı olsun artık.
Etiketler:
Tribün
17.05.2009
İzmir'de ACAB II

ACAB pankartı için gelen maili ve fotoğrafları olduğu gibi yayınlıyorum. Vamos'tan tüm abi ve arkadaşlarımızada selam edelim.
"selamlar,
anti diye tanıtayım kendimi, ismin pek de önemi yok. acab pankartı vamos bien grubu tarafından hazırlandı fakat pankartı bulunduğumuz yere açmadık. skorbord'un altında daha iyi görüneceğini ve kimseye sorun yaratmayacağını düşündüğümüz için oraya açtık. pankarttan dolayı kimse de sorun yaşamadı. sonradan altına açılan gfb pankartlarıyla bir alakası yoktur sonuç olarak. 2 de resim yollayarak bitiriyorum mesajımı.
saygılar."
16.05.2009
14.05.2009
İzmir Notları

-Gece 1-2 gibi yola çıkalım diye planlarken, oydu buydu derken yine 3'ü buldu yola çıkışımız.
-İzmir'e vardığımızda doğal olarak şehir girişinde İstanbul'dan gelen herkesi polisler bekliyordu. Otobüste ne var ne yok kontrolü. Maça 2-3 saat kala deplasman yapılan şehirin girişinde otobüste, arabada bulunan alkole el koymalarını anlıyorumda daha maça 10 saat varken milletin içeceğine "gülerek" niye el koyarsın be abicim?

-Bir de şehir girişinde otobüsten iner inmez üstümü arayıp 1 liralık çakmağımı "stada sokmak yasak" diye almak isteyen polise saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
-İzmir felaket sıcak. Gezilecek gibi değil. Kordon'a zor geçtik, orada da bir yerde oturup kaldık zaten. O yüzden forza İstanbul, çevre il ve ilçelere tatile geliriz orası başka.
-Kolkola dolaşan Fenerbahçeliler ile Beşiktaşlılar güzel görüntü oluşturuyor. En azından ilginç geliyor bize. Problem kesinlikle İstanbul'dan gelen taraftarda :). Birbirine bakarak küfürlü beste söyleme merakı sıcak ve alkol ikilisi ile yanyana gelince filmin bir yerde kopacağı belliydi. Nitekim o film Kordon'da koptu zaten.
-Stadyum Beşiktaş Maraton tarafının bir kısmı hariç doluydu. Atatürk Stadı dolu oluncada çok güzel bir görüntü ortaya çıkıyor. Pankartlarda serbestti. Dolu tribünler ve pankartlar özlem duyduğumuz şeyler olduğu için insan daha bir hevesle bakıyor tribünlere, pankartlara.
-Fenerbahçe Kale Arkasındaki A.C.A.B. ile UNIGFB'nin "Ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar, ne de şeytan bir günahı, o kupayı beklediğimiz kadar"ı güzel pankartlardı. Grup, il, ilçe pankartı yerine daha çok böyle pankart olsa keşke.

-2-1 olana kadar bizim tribün oldukça iyiydi. 2. golden sonrada böyle bir final maçında çoğu kişi strese girince sazı Beşiktaş tribünü eline aldı. Güzel devam ettiler.
-Olur da yine bu aylarda güzel bir şehrimizde başka bir final olursa bir daha otobüsle gideni sevsinler...
12.05.2009
İzmir

Artık sonunda kupa mı olur yoksa istatistiklere 25+1 olarak mı eklenir bilmeden çıkıyoruz İzmir yoluna. Pankartlar, biletler hazır. Telefonun şarjı tam, yola çıkılacak tayfa hep tanıdık adamlar, havada güzelmiş İzmir'de, gezeriz de...
Bir de yanımızda kupayla dönersek tam olacak bu yolculuk.
10.05.2009
Piyangodan Derbi Çıktı
Daha dün Biletix'ten İzmir biletlerini almış, oturmuş bir yerde laflıyorduk. Sezon bitmeden, bizler gitmeden önce keşke deplasmanda bir derbi daha olsa dedim arkadaşıma. Güldü geçti tabi. Bu saatten sonra ne derbisi, bir tane kaldı o da İzmir'de işte. Artık çok içten mi söyledik yoksa aptala malum mu olurmuş bilemem ama sabah internete girdiğimde gördüğüm haber sonrası ufak çaplı bir şok yaşadım. Kaynak fenerbahce.org ;
"Fenerbahçe ile Galatasaray Profesyonel futbol takımları 19 Mayıs'ta dostluk derbisinde karşılaşacak. İki ebedi dost, ezeli rakip Fenerbahçe ile Galatasaray 19 Mayıs Atatürk'ü anma Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri çerçevesinde dostluk derbisinde karşı karşıya gelecekler. İnönü Stadyumu'nda saat 20.00 de oynanacak karşılaşmanın hakem
atamaları ilerleyen günlerde Merkez Hakem Kurulu tarafından yapılacak Türkiye için en özel günlerden biri olan 19 Mayıs'ta yapılacak Fenerbahçe - Galatasaray dostluk derbisi güzel
bir bayram etkinliği olacak"
Eğer iptal olmaz, İnönü'de oynanır, tribünler yarı yarıya olursa öpte başına koy.
Not: Hayatım Fenerbahçe maç Ankara'da diye yazmış, içime kurt düşmedi değil şimdi. :)
"Fenerbahçe ile Galatasaray Profesyonel futbol takımları 19 Mayıs'ta dostluk derbisinde karşılaşacak. İki ebedi dost, ezeli rakip Fenerbahçe ile Galatasaray 19 Mayıs Atatürk'ü anma Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri çerçevesinde dostluk derbisinde karşı karşıya gelecekler. İnönü Stadyumu'nda saat 20.00 de oynanacak karşılaşmanın hakem
atamaları ilerleyen günlerde Merkez Hakem Kurulu tarafından yapılacak Türkiye için en özel günlerden biri olan 19 Mayıs'ta yapılacak Fenerbahçe - Galatasaray dostluk derbisi güzel
bir bayram etkinliği olacak"
Eğer iptal olmaz, İnönü'de oynanır, tribünler yarı yarıya olursa öpte başına koy.
Not: Hayatım Fenerbahçe maç Ankara'da diye yazmış, içime kurt düşmedi değil şimdi. :)
7.05.2009
5.05.2009
Şimdi Söz Taraftarda

SORUNUN DEĞİL, ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI OLMAK İÇİN,
ELEŞTİRİ VE ÖNERİLERİMİZİ İLGİLİLERE ULAŞTIRABİLMEK İÇİN,
10 MAYIS 2009 PAZAR SAAT 13:00'DA
ALTIYOL MSM'DE PANEL DÜZENLİYORUZ.
HAYDİ HEP BİRLİKTE TAŞIN ALTINA ELİMİZİ KOYALIM.
SEN YOKSAN BİR KİŞİ EKSİĞİZ...
Son yıllarda Fenerbahçe tribünlerinde yaşadığımız olumsuzlukların çözümüne katkı sunabilmek ve özellikle futbol takımımızın başarısızlığı nedeniyle taraftarın yaşadığı üzüntülerin bir kez daha yaşanmaması için yönetimce uygulanmasını istediğimiz yöntemleri yeni seçilecek Yönetim Kurulumuza iletebilmek amacıyla bir panel düzenlenecektir.
Panel 10 Mayıs Pazar günü Altıyol Müjdat Gezen Sanat Merkez'inde saat 13:00'de başlayacaktır. Panele getirilecek önerilerin yazılı olarak sunulması çok yararlı olacaktır.
Öneriler FeDeR tarafından oluşturulacak bir komisyonca düzenlenerek dosya halinde yeni seçilecek kulüp yönetimine sunulacaktır.
Ayrıca bu çalışma özet halinde kongrede okunacaktır.
Katılmak isteyen üyelerimize ve arkadaşlarımıza duyurulur...
Genel Sekreterlik
FeDeR
Etiketler:
Tribün
4.05.2009
İnönü Deplasmanı

Yağmurlu geçen iki günden sonra Pazar günü güneşli bir sabahla uyandık. Kahvaltıydı, gazeteydi, keyif yapalım derken az kalsın Lefter'in anısına yapılan heykelin açılışını kaçırıyorduk. Anlatılan hoş anılar eşliğinde oldukça güzel bir açılıştı. Açılışın ortasında gelen AEK imzalı çelenk ise gerçekten anlamlıydı.
Kızıltoprak'ta toplanıp oldukça kalabalık bir şekilde trenle Haydarpaşa'ya geçiş ise bu deplasmanı unutulmaz kılacak olaylardan biri oldu. Haydarpaşa'da inildiği zaman eminim herkes kendini ya İtalya'da Napoli taraftarı gibi ya da Green Street Hooligans filminde bir karakter gibi hissetmiştir. Benim tercihim Roma'ya giden Napoli taraftarından yana oldu. Oldukça sağlam bir tayfa ve bir şekilde her sene delinen valiliğin "toplu gitmek yasak" kuralı. Trenin devamı ise yine motordu. Bu sefer farklı olarak Kabataş'tan stada toplu yürüyüşte oldu.
Daha önce İnönü'ye ne bu kadar rahat gitmiş ne de içeri bu kadar rahat girmiştim. Belki sıranın önlerinde olmamızında etkisi var fakat herşey beklenenden kolay gerçekleşiyordu. İçerde bulunan taraftarın çoğuda maçı izlemeye değil bağırmaya gelen adamlardı. Yani en öne panel çekseniz kimsenin umrunda olmazdı. Maçtan önce sağlam girilen birkaç beste maçın daha da güzel geçeceğinin adeta habercisiydi.
Sahada ortaya konan mücadele, maçtan önce ben ve benim gibi düşünen çoğu kişiyi yanıltıyordu. Yanıldığım için hiç bu kadar mutlu olmamıştım desem abartmış olmam heralde. Ne de olsa İzmir'e dedikodular eşliğinde değil başımız dik gidiyoruz. Kupayı alırsak hasrete son veriyoruz, alamazsak ise kupayı alamadığımız yıllar hanesine bir ekleriz olur biter.

Tribün performansı nasıl acaba sorusuna "Çok sağlam, aynen devam" mesajları cevap oluyordu. Tamamdı işte; güzel başlayan günümüz, güzel skor ve güzel tribünle devam ediyordu. İkinci golüde bulduğumuz anda makara başlayabilirdi. Nitekim o golüde bulduk bulmasına fakat Beşiktaş farkı kısa süre sonra bire indirince bizim yaptığımız ağır dozajdaki makara bir an bize ters tepicek diye korkmadımda değil. Neyseki korktuğum olmadı ve milletin stresden bağıramadığı dakikaları çabuk atlattık. Sonlara doğru Beşiktaş'ın umutları artık iyice azalınca sazı eline alma sırası yine bizdeydi. Gecenin hiti "Şampiyon nah olursun Beşiktaş'ım bu sene" eşliğinde Kadıköy'ün yoluna tutma vakti gelmişti.
Efsane Vapur hadisesi vardı bundan bir iki sezon önce. Belki iddialı olsaydık dönüşümüz yine aynı şekilde olabilirdi ama bu sefer vapur yolculuğunu özel kılan başka bir durum vardı.
Vapur Haydarpaşa açıklarında, polislerden biri arka taraftaki balkon kısmına girmiş, millet delice bağırırken "susun, hop, bağırmayın ulan" diye kendini yırtıyor. Önce ne oluyor falan derken "beyler bir dakika" şeklinde söz alıyor ve başlıyor sarı lacivert çektirmeye. Tabi herkes önce dumur ondan sonra başlıyor lacivert diye haykırmaya. Artık içinden mi geldi ya da emniyet halka ilişkelere özen mi gösteriyor bilinmez ama hoş bir anı olarak yerini aldı.
BEŞİKTAŞ-FENERBAHÇE: 1-2
Hakemler: Yunus Yıldırım, Serkan Gençerler, Volkan Narinç
Beşiktaş: Rüştü, Ekrem, İbrahim Toraman, Gökhan Zan (46 Cisse), İbrahim Üzülmez, Holosko, Sivok, Ernst (71 Serdar Özkan), Tello, Delgado (46 Yusuf), Bobo
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Ali, Gökhan Gönül, Yasin, Roberto Carlos, Deivid (87 Gökhan Emreciksin), Emre (56 Deniz), Selçuk, Uğur, Semih (65 Kazım), Güiza
Goller: Holosko (64); Güiza (33), Semih (54)
Sarı Kartlar: Gökhan Zan; Roberto Carlos
1.05.2009
Neler Olmuş Neler

Uzaklara, çok uzaklara gittik geldik. Bir süredir bu gidiş gelişler artmıştı zaten, artık ilginç bir hal almaya başladı. Bakalım sonu nereye varacak.
Tam giderken gündem yoğunlaşmak üzereydi, geri geldik gündemden arta kalan kazanılan şampiyonluk, derbiler, yapılmayan açıklamalar, yenilen yemekler vardı.
Bu süre içersinde insanın içini en çok burkan Fenerbahçe'nin resmi sitesi diye geçen fenerbahce.org'da yayınlan Aziz Yıldırım girişi ile Aziz Yıldırım'ın Papermoon'da Yıldırım Demirören ile yediği yemekti.
Hala unutulmayan o malum sezonda Adnan Polat ile Yıldırım Demirören'de aynı yerde yemek yemiş şampiyonluk ve kupa paylaşılmıştı. O gün haklı olarak isyan etmiştik. Haklıydık, çünkü yemekten sonra yapılan açıklama gerçekleşme ihtimali düşük olmasına rağmen sezon sonunda ilginç bir şekilde gerçekleşmişti. Çok değil, üç sene sonra taraflardan birisi değişiyor ve aynı yemek yine yeniyor. "Bu insanlar salak mı anlaşma varsa niye bu kadar aleni yapılsın" diyenler vardır şüphesiz ama şu anda insanların kafasında soru işareti var mı yok mu? Kesinlikle var. Hatta daha da fazlası... İki başkanında koltuklarında oturmaya devam etmeleri için birer kupaya ihtiyacı var. Aldın aldın, alamadın biri kongrede zorlanacak öteki de muhalefet tarafından indirilecek. Bu işler böyle demek ki. Bu kadar aleni şekilde oluyor.
Türkiye Kupasını almaya mecburken ve bu kadar inanmışken şimdi kendi kendime soruyorum. Olurda Pazar maçı kaybeder ve 13 Mayıs'ta İzmir'de kupayı alırsak bu 26 senelik özlemin bitişi böyle mi olmalı? Böyle şaibeli ve lekeli bir şekilde mi?
Tabi bunun tek bir çözümü var. O da çıkıp Pazar akşamı İnönü'den ezik değil ezmiş, mağlup değil galip bir şekilde Kadıköy'e dönmek. Hala tükenmemiş biletler taraftarın ne kadar tükendiğinin, tüketildiğinin göstergesidir. Çok fazla sayıda kişi İzmir'e bileniyor olsada İnönü'de enteresan bir deplasman tribünü olacak. İyi mi kötü mü kestirmek çok zor.

Gelelim resmi sitenin son icraatına. Bu durumu hala savunanlar var. Onlara diyecek kelime bulamıyorum diye kestirip atmak az gelir. Allah'a havale etsem, o da nafile. Fenerbahçeli olduklarından şüpheliyim desem kimsenin Fenerbahçeliliğini tartışmak benim haddime değil. Fenerbahçe'yi paylaşılamaz biçimde sevmekten bahsederken hangi Fenerbahçeli bu durumu içine sindirebilir ondan da emin değilim.
Bu sene herkes çok yıprandı, taraftar iki gruba ayrıldı, karşılıklı yanlışlar yapıldı, yaptırıldı ama öyle bir olgu yaratıldı ki insanlar Fenerbahçeli değilde, ya Yıldırımsporlu ya da Rantçı olarak ilan edildi. Bir taraf resmi sitenin girşini kabul edilemez olarak görünce, öbür taraf "az bile yapmışlar" diyerek cevap verdi. İnat uğruna böyle birşey söylendiğine inanmak istiyorum yoksa kabul edilecek bir durum değil bu. Aziz Yıldırım aday olur, olmaz, devam eder, etmez, seversin, sevmezsin ama yarattığı diktatörlük kabul edilemez bir hal aldı artık. Şu da var; bunu yaptıranın Aziz Yıldırım değil, içerden bir işgüzar olduğunada inanmak istiyorum. Bu kadar düşmez, düşülmez diye ümit ediyorum.
Sedat Balkanlı'ya üzüldük, voleybolda seneler sonra gelen şampiyonluk ve kazanılan derbilere ise sevindik. Şampiyonluk maçında "futbolcular gelsin, sizi izlesin" tadında birşeyler bağırılmış galiba. Ne de güzel olmuş. Mesajı alması gerekenler umarım almıştır diyeceğim ama onların böyle bir maçtan haberleri dahi olacağını sanmıyorum.
Biraz dinlenelim ve kendimizi Pazar gününe saklayalım. Önce Lefter heykelini ziyaret edelim sonra İnönü'de şampiyonluk hayallerini yarınlara bırakıp İzmir'e başımız dik, alnımız açık şekilde gidelim.
Etiketler:
Amatör Branşlar,
basketbol,
Futbol,
Kulüp,
Topsuz Alan,
Tribün
17.04.2009
Sami Yen'de Fener Tribünü
UNIGFB'nin maçtan önce herkese dağıtmaya çalıştığı ama "bilinçli taraftarın" stada sokmak yerine Sami Yen girişinde yerlere atması sonucu tribünün yarısında yanan yarısında yanmayan maytaplar. Görüntü kesildikten sonra biraz daha maytap yakılıyor ama istenen ortam tam anlamıyla oluşmadı sanırım.
Video tribundergi.com'dan alıntıdır.(semih-rdyry)
Etiketler:
Tribün
13.04.2009
Öylesine Bir Derbi

Zaten iki takımında şampiyonluk için pek bir ümidi yok, kazanan ötekinin biraz önüne geçerek son haftalarda taraftarının ağzına bir parmak bal çalacak ama kazanmaya niyetleride yok. 90 dakika bomboş geçen maçı yine olaylarıyla hatırlayacağız. Onun dışında futbolun olmadığı "öylesine bir derbi" oynandı dün akşam.
Lugano'nun ortalığı dağıtması, her hafta türlü kebabçı, tuhafiye, kıl tüy açılışına giden muhteşem Emre, Arda, Sabri üçlüsünün kavgası, Volkan'ın Galatasaray kapalısına özel şovu(bunu geçen senede ısınırken yapmıştı) ve Türkiye'nin en büyük topçusu olarak her defasında yerlere göklere sığdıralamayan Arda haysiyetsizinin "Abim" dediği insanlara yaptığı.
Öğlen başlayan deplasman mesaimiz akşam 11 gibi evde son buldu. Salı Pazarı, Fulya ve stadta durmaksızın patlayan maytaplar sonrasında eminim dün deplasmana gelen herkesin başı deli gibi ağrıyordur şu anda. Hala kulaklarımın içi zonkluyor.
Tribünlerde ise iki tarafta gerçekten kötüydü. Belki 75. dakikadan sonra biraz kendimize gelir gibi olduk ama dün bu kadar kötü durumda yakaladığımız Sami Yen'de çok daha iyisini yapabilirdik. Son 15 dakika ve UNIGFB'nin ikinci yarı başında yanan maytapları olmasa tribün hakkında söylenecek iki kelime dahi olmazdı. Tabi maç çıkışında yerlere atılmış "34A" yazan bezleri görünce insanın içi cız etmiyor değil hani.
GALATASARAY-FENERBAHÇE: 0-0
Hakemler: Fırat Aydınus, Bahattin Duran, Tarık Ongun
Galatasaray: De Sanctis, Sabri, Emre Aşık, Mehmet, Hakan, Arda, Barış, Ayhan, Kewell (90+1 Nonda), Ümit (58 Lincoln), Baros
Fenerbahçe: Volkan, Gökhan Gönül (22 Yasin), Önder, Lugano, Roberto Carlos, Deivid (67 Kazım), Selçuk (45+1 Deniz), Emre, Uğur, Güiza, Semih
Sarı Kartlar: Emre Aşık, Sabri; Selçuk, Emre, Semih, Güiza
Kırmızı Kartlar: Emre Aşık, Arda, Semih, Lugano (90)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


