1.05.2009

Neler Olmuş Neler


Uzaklara, çok uzaklara gittik geldik. Bir süredir bu gidiş gelişler artmıştı zaten, artık ilginç bir hal almaya başladı. Bakalım sonu nereye varacak.

Tam giderken gündem yoğunlaşmak üzereydi, geri geldik gündemden arta kalan kazanılan şampiyonluk, derbiler, yapılmayan açıklamalar, yenilen yemekler vardı.

Bu süre içersinde insanın içini en çok burkan Fenerbahçe'nin resmi sitesi diye geçen fenerbahce.org'da yayınlan Aziz Yıldırım girişi ile Aziz Yıldırım'ın Papermoon'da Yıldırım Demirören ile yediği yemekti.

Hala unutulmayan o malum sezonda Adnan Polat ile Yıldırım Demirören'de aynı yerde yemek yemiş şampiyonluk ve kupa paylaşılmıştı. O gün haklı olarak isyan etmiştik. Haklıydık, çünkü yemekten sonra yapılan açıklama gerçekleşme ihtimali düşük olmasına rağmen sezon sonunda ilginç bir şekilde gerçekleşmişti. Çok değil, üç sene sonra taraflardan birisi değişiyor ve aynı yemek yine yeniyor. "Bu insanlar salak mı anlaşma varsa niye bu kadar aleni yapılsın" diyenler vardır şüphesiz ama şu anda insanların kafasında soru işareti var mı yok mu? Kesinlikle var. Hatta daha da fazlası... İki başkanında koltuklarında oturmaya devam etmeleri için birer kupaya ihtiyacı var. Aldın aldın, alamadın biri kongrede zorlanacak öteki de muhalefet tarafından indirilecek. Bu işler böyle demek ki. Bu kadar aleni şekilde oluyor.

Türkiye Kupasını almaya mecburken ve bu kadar inanmışken şimdi kendi kendime soruyorum. Olurda Pazar maçı kaybeder ve 13 Mayıs'ta İzmir'de kupayı alırsak bu 26 senelik özlemin bitişi böyle mi olmalı? Böyle şaibeli ve lekeli bir şekilde mi?

Tabi bunun tek bir çözümü var. O da çıkıp Pazar akşamı İnönü'den ezik değil ezmiş, mağlup değil galip bir şekilde Kadıköy'e dönmek. Hala tükenmemiş biletler taraftarın ne kadar tükendiğinin, tüketildiğinin göstergesidir. Çok fazla sayıda kişi İzmir'e bileniyor olsada İnönü'de enteresan bir deplasman tribünü olacak. İyi mi kötü mü kestirmek çok zor.


Gelelim resmi sitenin son icraatına. Bu durumu hala savunanlar var. Onlara diyecek kelime bulamıyorum diye kestirip atmak az gelir. Allah'a havale etsem, o da nafile. Fenerbahçeli olduklarından şüpheliyim desem kimsenin Fenerbahçeliliğini tartışmak benim haddime değil. Fenerbahçe'yi paylaşılamaz biçimde sevmekten bahsederken hangi Fenerbahçeli bu durumu içine sindirebilir ondan da emin değilim.

Bu sene herkes çok yıprandı, taraftar iki gruba ayrıldı, karşılıklı yanlışlar yapıldı, yaptırıldı ama öyle bir olgu yaratıldı ki insanlar Fenerbahçeli değilde, ya Yıldırımsporlu ya da Rantçı olarak ilan edildi. Bir taraf resmi sitenin girşini kabul edilemez olarak görünce, öbür taraf "az bile yapmışlar" diyerek cevap verdi. İnat uğruna böyle birşey söylendiğine inanmak istiyorum yoksa kabul edilecek bir durum değil bu. Aziz Yıldırım aday olur, olmaz, devam eder, etmez, seversin, sevmezsin ama yarattığı diktatörlük kabul edilemez bir hal aldı artık. Şu da var; bunu yaptıranın Aziz Yıldırım değil, içerden bir işgüzar olduğunada inanmak istiyorum. Bu kadar düşmez, düşülmez diye ümit ediyorum.

Sedat Balkanlı'ya üzüldük, voleybolda seneler sonra gelen şampiyonluk ve kazanılan derbilere ise sevindik. Şampiyonluk maçında "futbolcular gelsin, sizi izlesin" tadında birşeyler bağırılmış galiba. Ne de güzel olmuş. Mesajı alması gerekenler umarım almıştır diyeceğim ama onların böyle bir maçtan haberleri dahi olacağını sanmıyorum.

Biraz dinlenelim ve kendimizi Pazar gününe saklayalım. Önce Lefter heykelini ziyaret edelim sonra İnönü'de şampiyonluk hayallerini yarınlara bırakıp İzmir'e başımız dik, alnımız açık şekilde gidelim.

2 yorum:

Unknown dedi ki...

çok çok yükseklerden düştük

Fenerbahceliyiz.biz dedi ki...

Başka soru işareti kaldı mı? Trabzonspor'a son hafta yatıp onları şampiyon yaparız belki. 96 ve 05'ten kalan kırgınlığı gidermek için bundan iyi sezon bulunmaz. İnsanların kafasında soru işareti yok mu? Kesinlikle var. Hatta daha fazlası. Kuruntu...