22.10.2008
Unutulmasın
Şekip Mosturoğlu Arsenal maçından sonra basın toplantısı yapılacağını duyurmuştu geçtiğimiz hafta. Kayseri, Kocaeli, Arsenal maçları sonrasında bu karar karambole gelmesin Şekip Beyciğim. Bakın Bursa maçı var haftasonu açıklamanız gereken şeyler daha fazla artmasın.
Etiketler:
Kulüp
19.10.2008
Farklı Bir İnsan Modeli
"İnsan sosyal bir hayvandır" der Aristo. İyi kötü bizlerde sosyal hayvanlarız. Benim gibi futbolla yatıp kalkan bünyeler ile arkadaşlık kurduğum gibi sosyal hayatın bir parçası olarak futboldan anlamayan, nefret eden veya milli takım düzeyinde takip eden insanlar ile de iletişim içinde olabiliyorum. Tabi bu insanlar ile daha medeni olduğunu düşündüğüm sinema, kitap, karşı cins, hayat, siyaset, ticaret gibi konularla iletişim içinde olmak, olabilmek hem bana hem de karşı tarafa daha kolay bir hayat sağlıyor. Buraya kadar herşey normal gibi gözüküyor bana. Belki de olması gereken bu. Şimdi ben Sert diye nitelendirdiğimiz arkadaşımla sabahtan akşama kadar futbol konuşabilecek kapasiteye sahipken, ikinci grup olarak adlandırdığım sosyal hayatın parçası olan diğer grupla iki dakika futbol muhabbetine girmeye kalksam "holigan" damgası yiyorum. Aynı o kişinin benden "dantel" damgası yediği gibi... Kalkıp deplasmanda yaşanan bir olayı anlatsam kişinin bana korkan gözlerle bakacağı, ardından "deli" damgası yapıştıracağı kesin. Yaşanmış örneğide mevcut. Bunun çözümü bu kişilerle bu muhabbetlere hiç girmemek. Çiçekten, böcekten bahsetmek daha ilgi çekici olabiliyor.Peki güzel kardeşim, sen adama çicekten böcekten bahsediyorsun, futbolun 'f' sini ağzına almıyor, kendi adına mutlu mesut yaşıyorsunda bu insan modelide hep böyle mi yaşıyor, yok mu bi atraksiyonu? Var efendim olmaz olur mu.
Bu değişik insan modeli hiç beklemediğin bir anda senin karşına çıkıp "dün akşam size fena geçirmişler, he he he" diyebiliyor. Doğru, önceki akşam Fenerbahçe veya tuttuğun takım beklenmedik bir mağlubiyet almış olabilir, sen bunun acısını içinde hissederken, karşındaki adamla alakasız konulardan konuşmak üzere hazırlanırken bu kişi çıkıp seni zayıf noktandan vuruyor. "Ulan" diyorsun, şimdi cevap vermeye kalksam karşımdaki benim kurduğum on cümlenin dokuzunu anlamayacak zaten, boşa konuşmuş olurum. Cevap vermesem içimde kalır, daha da üstüme gelir. İki ucu öyle bir değnek işte... Anlık tepki olarak ya savuşturma seçeneğine gidiyorsun ya da azimle oturup tane tane bu elemana maçı neden kaybettiğini anlatıyorsun.
Şimdi ben bunları neden yazdım? Hem de kazandığımız hafta...
Geçtiğimiz haftalarda çok doldum be dostlar...
Etiketler:
Futbol,
Topsuz Alan
Duygularıma esir oluyorum seni görünce
Duygularıma esir oluyorum seni görünce, İnsan bin kere mi yanıyor bir kere sevince.
Bu mısralarla çıktık İzmit yoluna. Parola hep destek tam destek, gücümüz çubuklu formaydı. İstanbul’dan tam 14 otobüs insan tek bir aşkla bağlanmıştı Kanarya’ya, düşmüştü yollara. Mesafe kısaydı belki ama zorlu bir deplasmandı taraftar açısından. Lige yeni çıkmış bir takımın taraftarı olan “Hodri Meydan”a pek güven olmazdı. Ayrıca hafta boyu dolaşan “Aziz Yıldırım biletlere el koyacak, çeşitli tribün gruplarını stada sokup kavga çıkartacak” dedikoduları ayrı bir tedirginlik sebebiydi.
Saat 15:00 sularında salı pazarından tüm tribün grupları konvoy halinde yola çıktı. Stat girişindeki birkaç Kocaeli taraftarının tahrikleri dışında pek bir olay olmadı. Neyse ki hiçbir sıkıntı olmadan yerimizi aldık. Maç öncesi iki takımı da tribüne çağırarak büyüklüğümüzü gösterdik. İlk düdük çaldığında yine her zamanki gibi durmaksızın destek başladı. Yiğidin hakkı yiğide, Kocaeli taraftarı da gayet etkileyiciydi. Genel itibariyle dönüş yolundaki birkaç taşlama girişimini saymazsak sakin bir deplasman oldu. Bu seneki diğer deplasmanlardan tek farkı maç sonunda yüzümüzde galibiyetin sevinci vardı. İyi oynamamış olsak da kazanmak güzeldi. Kimsenin kafasında oynanan kötü oyun ya da başka bir şey yoktu. Hissedilen tek duygu uzun bir aradan sonra dönüş yoluna galip çıkabilmenin sevinciydi. Gece 00:00’da evimize girdiğimizde bile galibiyetin mutluluğu vardı.
Kendimizi kandırmaya gerek yok tabii ki. Takım hala düzelmiş değil. Oyuncular arasındaki iletişim kopukluğu halen üst düzeyde. Ancak bugün bu noktada Semih faktörü çok etkili oldu. Benim düşünceme göre ön libero oynayan bir Maldonado’dan daha fazla savunmaya katkısı oldu. Durması gereken yeri biliyordu. Hücum yönünü anlatmaya gerek yok. Son saniyelerin adamı olduğunu bir kez daha gösterdi. Bize Hırvatistan zaferindeki tadı bir kez daha yaşattı. Guiza’nın etkinliğini yüzde yüz arttırdığı da aşikar. Ali Bilgin’i sağ bekte beğeneceğimi hiç tahmin etmezdim. Takımda yer bulmak için nasıl çırpındığını gösterdi. Edu-Lugano ikilisi kötü günlerindeydi. Zaten o yüzden maç sıkıntıya girdi. Yoksa Kocaelispor takımı kapasitesi sınırlı bir takım. Düşmeye en büyük aday konumundalar bence. Zaten Yılmaz Hoca’da farkında olacak ki aşırı reaksiyon vermeye şimdiden başladı olaylara. Önümüzde Arsenal maçı var. Gerçekten şansa çok fazla ihtiyacımız var.
Her ne durumda olursak olalım, çubukluyu görünce duygularımıza esir oluyoruz. Belki bin kere yanıyoruz sevince ama bu aşktan vazgeçemiyoruz.
Eskişehir deplasmanında görüşmek üzere...
Deplasmanın bestesi…
Duygularıma esir oluyorum seni görünce,
İnsan bin kere mi yanıyor bir kere sevince.
SERT
Not: Otobüs sayısının 19 olduğunuda söyleyenler var, onu da not düşelim.
16.10.2008
Jes Högh

Bu adamı unutmak mümkün mü? Kendi adıma söylemem gerekirse belki de çubuklu forma içinde en beğendiğim futbolculardan biriydi Jes Högh(Jes Høgh böylede yazılıyormuş).
Fenerbahçe'ye 1995 yılında Aalborg'dan transfer olan Högh, Uche ile beraber Türk futbol tarihinde unutulmaz defanslardan birisini oluşturdu. Belki de en iyisini. Tabi bu uyumun temelinde Uche ve Högh'ün Brondby'de beraber oynamış olmalarınında etkisi vardı.
Högh Fenerbahçe'de oynarken kendi adına unutulmaz bir hatayada imza atmıştı. Hata ya da pozisyon gereği diyelim, hepimizin hatırladığı Uche'nin ayağının kırıldığı Beşiktaş maçında (1999) daha dakikalar 10 olmamışken kaleye giden topu elle kesmiş, penaltı yaptırmıştı. Daha maçın başında yalan olan Uche - Högh ikilisi, Uche'nin de ayağının kırılmasıyla anılardaki yerini alıyordu.
Fenerbahçe'den sonra kariyerine Chelsea'de devam eden Högh, 2001 senesinde futbola veda etti. 2007 senesinde beyin kanaması geçiren Högh'ün sağlık durumunda artık korkulacak birşey olmadığı söyleniyor.
15.10.2008
Neşet Yalçın Futbol Şubesine

Neşet Yalçın kötü gidişe dur demek için yönetim tarafından Futbol Şubesinin başına atanmış. En son Saadettin Saran tarafından yürütülen bu görev ondan sonra boş kalmıştı. Aslında boş değil direkt olarak Aziz Yıldırım'a geçmişti. Gazeteler güler yüzünden, sevecen olmasından, insan ilişkilerinde başarılı olmasından dem vurmuş bugün. Yönetimle takım arasında iyi bir köprü olabilir aslında.
Belki Neşet Yalçın başarılıda olabilir ama bu işleri Volkan Ballı idari menejer adı altında zaten yürütmüyor muydu? Geçtiğimiz günlerde Volkan Ballı ve Önder Özen'in istifa ettiği fakat kabul edilmediği yönünde haberler çıkmıştı basında. Doğru mu yanlış mı bilemeyiz fakat kulubün resmi sitesinden bu haber için yalanlama gelmedi. Şimdi insan ister istemez "gerçek mi" diye düşünmeden edemiyor. Acaba takım kötü gittiği için mi Neşet Yalçın göreve getiriliyor, yoksa Volkan Ballı'dan yarın öbür gün boşalacak görevin yerini doldurmak için mi?
İdari Menejer ile Futbol Şube Sorumlusunun görevi tabi ki aynı değil. Gerçi Futbol Şube Sorumlusu tam olarak ne yapar o da belli değil ya bizim kulüpte neyse... Fakat göreve getirilen Neşet Yalçın Aziz Yıldırım'ın birinci dereceden akrabası olunca ne denli sağlıklı bir göreve getirildiği de apaçık ortada.
Çözüm Neşet Yalçın mı? Bence hayır, yapılan bu hamle tamamen göz boyamak.
Neşet Yalçın'ın sonu da Saadetin Saran gibi mi olur? Bunun da cevabı hayır. Çünkü Büyük Dayı Faruk Yalçın kontenjanından yönetimde.
Bu da bonus olsun ; Süreyya Yalçın...
Belki Neşet Yalçın başarılıda olabilir ama bu işleri Volkan Ballı idari menejer adı altında zaten yürütmüyor muydu? Geçtiğimiz günlerde Volkan Ballı ve Önder Özen'in istifa ettiği fakat kabul edilmediği yönünde haberler çıkmıştı basında. Doğru mu yanlış mı bilemeyiz fakat kulubün resmi sitesinden bu haber için yalanlama gelmedi. Şimdi insan ister istemez "gerçek mi" diye düşünmeden edemiyor. Acaba takım kötü gittiği için mi Neşet Yalçın göreve getiriliyor, yoksa Volkan Ballı'dan yarın öbür gün boşalacak görevin yerini doldurmak için mi?
İdari Menejer ile Futbol Şube Sorumlusunun görevi tabi ki aynı değil. Gerçi Futbol Şube Sorumlusu tam olarak ne yapar o da belli değil ya bizim kulüpte neyse... Fakat göreve getirilen Neşet Yalçın Aziz Yıldırım'ın birinci dereceden akrabası olunca ne denli sağlıklı bir göreve getirildiği de apaçık ortada.
Çözüm Neşet Yalçın mı? Bence hayır, yapılan bu hamle tamamen göz boyamak.
Neşet Yalçın'ın sonu da Saadetin Saran gibi mi olur? Bunun da cevabı hayır. Çünkü Büyük Dayı Faruk Yalçın kontenjanından yönetimde.
Bu da bonus olsun ; Süreyya Yalçın...
14.10.2008
13.10.2008
Kocaeli Deplasmanı
Tamamı antu.com forumlarından alıntı olan bu konuya daha önce Hayatım Fenerbahçe'de değinmişti. Duyuru niteliğinde buraya koyalım biz de.
"Cumartesi akşamı oynanacak olan Kocaelispor-Fenerbahçe maçına gitmek ve Fenerbahçe armasını orda da yanız bırakmamak için hazırlıklar yaparken kulağımıza çeşitli duyumlar geliyor.
İnanmak istemediğimiz bu duyumlara göre normal şartlarda sporda şiddet yasası gereğince maç günü İzmit İsmetpaşa Stadında satışa çıkması gereken maç biltleri topluca başkanımızın isteği doğrultusunda kulübümüze verileceği söyleniyor.
Yine bu duyumlara göre bu biletlerin geçen maç maraton üst e bloğa gelen‚Fenerbahçelilik´le alakası olmayan‚maça girerlerken bazılarında ekmek bıçakları yakalanan ve başkanımızı protesto edenleri susturmakla görevli olan mafya gruplarına verileceği söyleniyor.
Bunun benzeri bir olay geçtiğimiz yıllarda Bursa´da yaşanmış;kan dökülmüş ve Fenerbahçemiz ceza alma noktasına gelmişti.
Fenerbahçe taraftarları‚sevdalıları böyle olaylardan korkmaz‚takımlarını yanlız bırakmaz.Ancak Fenerbahçemizin ceza almaması ve suçsuz insanların zarar görmemesi için camiamızı uyarıyoruz.
Hem sporda şiddet yasasına‚hem Fenerbahçeliliğe‚hem de insanlığa aykırı bu hareketin gerçekleşmeyeceğine‚bu harekete girişilmeyeceğine inanmak istiyoruz.
Cumartesi akşamı Kocaeli´nde görüşmek üzere.. "
"Cumartesi akşamı oynanacak olan Kocaelispor-Fenerbahçe maçına gitmek ve Fenerbahçe armasını orda da yanız bırakmamak için hazırlıklar yaparken kulağımıza çeşitli duyumlar geliyor.
İnanmak istemediğimiz bu duyumlara göre normal şartlarda sporda şiddet yasası gereğince maç günü İzmit İsmetpaşa Stadında satışa çıkması gereken maç biltleri topluca başkanımızın isteği doğrultusunda kulübümüze verileceği söyleniyor.
Yine bu duyumlara göre bu biletlerin geçen maç maraton üst e bloğa gelen‚Fenerbahçelilik´le alakası olmayan‚maça girerlerken bazılarında ekmek bıçakları yakalanan ve başkanımızı protesto edenleri susturmakla görevli olan mafya gruplarına verileceği söyleniyor.
Bunun benzeri bir olay geçtiğimiz yıllarda Bursa´da yaşanmış;kan dökülmüş ve Fenerbahçemiz ceza alma noktasına gelmişti.
Fenerbahçe taraftarları‚sevdalıları böyle olaylardan korkmaz‚takımlarını yanlız bırakmaz.Ancak Fenerbahçemizin ceza almaması ve suçsuz insanların zarar görmemesi için camiamızı uyarıyoruz.
Hem sporda şiddet yasasına‚hem Fenerbahçeliliğe‚hem de insanlığa aykırı bu hareketin gerçekleşmeyeceğine‚bu harekete girişilmeyeceğine inanmak istiyoruz.
Cumartesi akşamı Kocaeli´nde görüşmek üzere.. "
12.10.2008
Ankara Deplasman Öyküsü
Yine düşmüştük yollara, çubuklu uğruna. Cuma 03.00’da toplandık "Nazlı"da. O saatte hala açık olan esnaf anlayamadı nereye gittiğimizi. Milli maç var, lig tatil. Anlattık Cumhurbaşkanlığı kupalarına talibiz erkek ve bayan baskette diye. İki kupayı almaya gidiyoruz. Bayanlar maçının önemi çok daha büyüktü tabi. Rakip Galatasaray’dı çünkü. Ezeli rekabette hangi şube olursa olsun tansiyon had safhadadır. Bu duygularla bindik otobüsümüze.Ankara'da hava gayet güzeldi. 14.00’daki bayan basketbol maçı için salona girerken biraz garip bir ortam vardı. Şimdi yanlış anlaşılmasın tabii ki şiddet fanatiği, insanların birbirlerini bıçaklayıp yaralamasını isteyen bir insan değilim ancak dünyanın en büyük derbilerinden biri olarak adlandırılan bu rekabetin taraflarının yan yana rahatlıkla dolaşabildiği bir ortam biraz şaşırttı açıkçası. Benim gibi romantik olan pek çok arkadaşım da aynı duyguları paylaşıyordu. Sonuçta tribündeki yerimizi aldık ve ilk düdükten son saniyeye kadar hiç susmadan bayanlarımıza destek verdik. Sonuçta kaybettik belki ama bilenler bilir; sahada takımınız kaybederken bile tribünde üstünlüğü bırakmamak gerçek taraftarların başarabileceği iştir.
Salondaki boşlukların ikinci maçta, erkek baskette Türk Telekom'a karşı tamamen dolması beni ayrı bir umutsuzluğa itti. Yıllardır dediğimiz Ankara deplasman sayılmaz klişesi yıkılıyordu sanırım. Maalesef oradaki taraftar profili de hızla stadımızda yaratılmaya çalışılan profile doğru ilerliyordu. Ne demek istediğimi şöyle daha iyi ifade edebilirim sanırım. Bizim için, İstanbul’dan gelen onca insan için öncelik hangi disiplin olursa olsun Galatasaray'a karşı olan maç iken, Ankara seyircisi maç seçmişti. Sonuçta ikisini de kaybettik. İki kupa da avuçlarımızın içinden kayıp gitti. Bu sene bir deplasmandan daha elimiz boş dönüyorduk.
Son sözlerimi takımlarımıza ayırmak istiyorum. Bayan basketbol takımımız Pondexter kaybıyla gayet düz bir takıma dönüşmüş. Maçın her dakikasında, her pozisyonda üstün bir rakip vardı karşımızda. Ancak şuna ayrıca dikkat çekiyorum. Bizim takımımızda yetişip parlayan kızlarımız hangi sebeplerle ezeli rakiplerimize bu kadar kolay gidebiliyorlar? Dünkü maçın yıldızları tartışmasız Yasemin ile Esra idi. Erkeklere gelince onların nasıl kaybettiğini biz bile anlamadık. Büyük ihtimal sesimiz kısılmasına rağmen bağırırken kaçırdığımız noktalar oldu. Maç boyunca üstün görünmemize rağmen skor olarak bir türlü darbe indiremedik. Burada da sanırım Serkan Erdoğan faktörü ortaya çıktı. Ancak bu sene tüm şubelerde en umut veren takımımızın Erkek Basketbol olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bir nevi camia içinde kötünün iyisi.
İşte Ankara hikâyesi böyleydi. Aşkınla olduk belki derbeder ama Fenerbahçeli olmanın gururu bizlere her zaman yeter.
SERT
Etiketler:
Amatör Branşlar,
Deplasman,
SERT,
Tribün
Yeni Transfer : SERT
Garip ve Rapaic atıyor dört oluyor yazılarının sahibi, derleyeni SERT diye anlandırılan kişi, düzenli olarak yazacağı yazılar ile bizimle beraber olmaya söz verdi.
Hoşgeldin diyoruz kendisine.
Hoşgeldin diyoruz kendisine.
Etiketler:
SERT,
Topsuz Alan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

