15.08.2008

Ağzı olan konuşuyor

Derya Büyükuncu hala konuşmaya devam ediyor. Bugünde "Fenerbahçe, Türklüğü bir teneke kupaya sattı” diye buyurmuş hazretleri. Bir konuştun, iki konuştun sonra cevabını aldın oturdun. Hala neyin peşinde koşuyorsun, niye bu kadar çok konuşuyorsun? Nasıl bir adamışsın sen öyle...

"Ben yaptım, ben ettim, en büyük benim..."

http://www.sporx.com/ozel/ozelroportaj/121748/

14.08.2008

Grup CK: Son Gelişmeler Üzerine...

Aşağıda yer alan bildirge son dönemdeki taraftar ve tribün sorunlarına yönelik olup, bildirgenin yayınlanması için uygun zaman dilimi beklenmiştir.

Fenerbahçe tribünlerinde yoğunlaşarak artan ve kabul edilebilirliğini çoktan yitirmiş, her fırsatta tribün kültürünün yok edilmesini amaçlayan baskıcı ve yasakçı bir dizi tavır alındığı aşikardır.

Son senelerde uygulanmaya başlayan bu baskıcı ve yasakçı zihniyetin yaptırımları, "Taraftar" olarak kulübünü maddi ve manevi anlamda desteklemekten başka amacı olmayan bizler tarafından ziyadesiyle hissedilmeye başlanmıştır. Türkiye'de kökünü halktan almış bir kulübün, halk ile bağını kopararak salt elit ve seçilmiş kişilerin kulübü yapılması üzüntüyle izlenmektedir. Bir başka ifadeyle Fenerbahçelilik gibi bir kavramın, tutku ve sevdanın yerine moda akımı yapılması sindirilememektedir.

Bu amaç doğrultusunda tribünün özüne ait bazı kavramların içi boşaltılmak istendiğini aleni olarak görülmektedir.Tribünlerimizin en eski ve köklü oluşumlarından GFB' nin, çeşitli hamlelerle tribünlerden yok edilmek istenmesine şahit olunmaktadır.1980 yılları ile birlikte vücut bulan, aynı zamanda "efsane maraton" olarak tabir edilen tribünü yıllarca ayakta tutmuş, Kadıköy ya da deplasman sınırı gözetmeksizin Fenerbahçe aşkı için kulübüne destek olmuş, en zor günlerde yönetimin yanında olmuş GFB grubunun yok edilme isteğinin ne için amaçlandığı merak edilmektedir.

Bulunulan makamların gereği olan ‘’sorun çözme’’ felsefesinin yerine, ‘’sorun yaratma’’ mantığının benimsenmesinin bulunulan mevkiler ile ne derece bağdaştığı kamuoyunun takdirine bırakılmaktadır.Kulübümüzde ve Türk Sporunda önemli devrimlere imza atmış Sn. Başkanın, konumunun gereği olarak uzlaşmacı bir tutumun aksine, her defasında ‘’tribüncü’’ kesimi dışlayıcı bir tavır sergilemesi tarafımızca anlaşılmamaktadır.Fenerbahçe’ yi Avrupa standartlarının üstüne çıkarmak amaç edinilirken, bu yükselişin salt para ile olmayacağı ve beraberinde maneviyat teşkil eden değerlerinde bulundurulması gerektiği kat-i doğruların ürünüdür.Ortak amaca, yani Fenerbahçe adına doğruya giden yolda en büyük gücün bölünmüşlük ve sevgisizlikle değil, uzlaşmacı ve bütünleyicilikle olacağı unutulmamalıdır.

Bütün bu sorunlar ekseninde , 1999 yılında salt Fenerbahçe sevdalıları tarafından kurulan grubumuzun Fenerbahçe adına üretme konusunda haz almama noktasına geldiği bizler için bir gerçektir.Bin bir emekle ve özveriyle gerçekleştirilen, menfaatsiz ve karşılıksız bir anlayış ile bezenen hizmetlerimiz, yaşanan genel sorunların gölgesinde kalarak ciddi bir rahatsızlık yaratmış durumdadır.Yaşanan bu sorunlar, Fenerbahçe adına üreteceklerimize bugünden ipotek koymaktadır.

Son olarak ... Tribünlerimizde yaşanan genel deformasyonun ana nedeninin birlikten yoksun oluşumuzun olduğu bariz olarak anlaşılmaktadır. Şirket yönetmekle kulüp yönetmeyi bir tutan anlayışların, bizi biz yapan değerlerden anlamayacağı düz mantığın sonucuyken, omuz omuza olduğunu her fırsatta dillendiren kesimin yaşanan çeşitli ve sürekli sorunlar karşısında duyarsız ve pasif kalması tarafımızdan kabul görmemektedir.

1 Ekim 2006 tarihinde oynanan Bursaspor maçında vuku bulan ve günümüze kadar uzanan olaylar bir takım gerçekleri de beraberinde getirmiştir.Kişisel veya kurumsal hedeflerini Fenerbahçe ve Fenerbahçe tribünlerinin önüne geçirenlerin varlığı, bizleri bu tribünde birliğin olmayacağı mantığına yöneltmiştir.Bu düşüncenin ürünü olarak yıllardır içerisinde bulunduğumuz Taraftarlar Birliğinden, an itibari ile ayrıldığımız kamuoyunun bilgisi dahilinde olması gereken önemli bir noktadır.Yüreğindeki Fenerbahçe sevgisini belirli hesaplarla birlikte taşıyan , aynı yolda yürüdüğü insanları şahsi hesaplar ile yarı yolda bırakan, kişisel faydaları her fırsatta genel faydanın önünde tutan mantıkların kısmi olarak bulunduğu bir ortamda varolmak, bizlerin kendi değerlerine göstereceği saygısızlık olacaktır.’’Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’’ mantığı ile, bugün ve dün olan kalıtsal sorunlara kayıtsız kalanlar şunu iyi bilmelidir ki; bu rüzgar hep aynı yöne esmeyecektir.Değerlerimizi kaybetmemize neden olan çeşitli tribün sorunlarına duyarsız kalanlar, er geç bu rüzgardan nasibini alacaktır.

Saygılarımızla...

Gözlerimi Kapattım

Ne yalan söyleyim, maç öncesi öyle bir hava yaratıldı ki sanki maçı Fenerbahçe ile Partizan tribünleri oynayacaktı. "Bak arkada meşhur Grobari'nin pankartı, Alcatraz pankartıda güzelmiş" derken, önce çizgiden çıkartılan top ardından iki tane yiyince kendimize geldik. Az Galatasaraylı, bol Fenerbahçeli olan bir mekanda, oturduğum yerde sıcaktan sucuk gibi olmuşum, bunlar yetmezmiş gibi Partizan bir tane daha atıyor. Gol olmadığını idrak edene kadar acıların çocuğu moduna girmişim zaten. Maçı anlatan zevzek "gözlerimi kapattım" tarzından birşeyler saçmalıyor ama durum o kadar kötü ki gülemiyorum bile. İlk yarının sonunda Alex penaltıdan atıyorda bir tane kendimize geliyoruz. İkinci yarıya daha iyi başlayan bir Fenerbahçe ve beraberlik golü. Maçta öyle sonuçlanıyor zaten. Tur için herkes umutlu fakat devamında ne olur orası koca bir soru işareti şu an için.

Gelelim Kazım'ın formayı yere atmasına. Hemen hemen heryerde haberi var fakat görüntüye rastlamadım. Daha önce Tomas böyle bir hareket yapınca sezon sonunda takımdan gönderilmişti. Aynısı Kazım için geçerli olur mu,gitmek istiyorum diyen Kazım'a gitmesi için sebep mi olur yoksa üzerine sünger mi çekilir bilemiyorum. Fakat kurumsallaşan Fenerbahçemizde böyle şeylere önem verilmediği için ufak bir kulak çekmeyle geçiştirilir gibi geliyor.

12.08.2008

İkinci Perde


MTK maçından hemen sonra Senaryo ve Arkası Yarın gibi diyerek yaşananlar hakkında ufak bir iki şey karalamıştık. Daha olaylar tazeyken bugün başta Sefa Abi ve beraberindekilere birer sene maç yasağı getirildi. Cezanın nedeni ise MTK maçında maraton üstte yaşananlar. Yaklaşık 25 kişinin ceza aldığı söyleniyor, fakat en doğru bilgi GFB'nin resmi sitesinden yapılan açıklama olacaktır. Daha önce bu olanların hepsine Senaryo demiştik, şimdi aynı senaryonun ikinci kısmına geçtik.

Bundan sonra ne olacak?

Cezanın içeriğine göre ya deplasmandaki Gaziantep maçında ya da içerdeki Partizan maçında maraton üstte yine kavga çıkartılacak, suçlu GFB ilan edilecek, olay kombine iptaline kadar varacak gibi duruyor. Umarım yanılan tarafta olurum fakat oyunun aynısı daha öncede oynandı.

Yazık...

Ekleme : Grup CK, Partizan maçından sonra açıklama yapacağını duyurdu, inşallah diğer tribün gruplarımızda aynı duyarlılığı gösterir.

11.08.2008

Beter ol D-Smart


Fenerbahçe'nin deplasmanda Partizan ile oynayacağı maçı yayınlayacak kanal belli oldu. Ne yazık ki D-Smart.

D-Smart bundan önce İstanbul'da oynanan maçları yayınlıyor, deplasmanda oynanan maçları ise başka bir kanal alıp, yayınlıyordu(en son MTK maçında olduğu gibi). Bu sefer nasıl olduysa (galiba Sırp kanalı ile kimse anlaşamadı) D-Smart yayın hakkını almış. Reklamları D-Smart'ta ve Aydın Doğan'ın kanallarında dönmeye başlamış bile. İnternetten D-Smart'ın yayın akışına bakıldığı zamanda ne yazık ki bu bilgiye ulaşılıyor. Bu şartlar altında maçı dışarda seyretmek için bir yer bulmak gerekiyor. Tabi göz önünde bulundurulması gereken en önemli nokta ise aynı gün 21:15'te başlayacak olan Galatasaray-Bükreş maçınında D-Smart'tan yayınlanacak olması.

Partizan - Fenerbahçe
13 Ağustos 2008
22:00 D-Smart

D-Smart yayın akışı

7.08.2008

Belgrad deplasmanı

Partizan eşleşmesi sonrasında Belgrad deplasmanına sağlam bir organizasyonla gidilse, bizde arada memleket görsek keşke diyerek sabah kendi çapımızda çalışmalarımıza başladık. Belgrad pek turistik bir yer olarak anılmadığı için tur düzenleyen şirket bulmak kolay değil tabi. Ufak bir otel, uçak araştırması sonrasında sıra acı bir gerçek olan vize konusuna geldi. Daha Google'a "Sırbistan Vizesi" yazmamışken GFB'den vize konusunda problem çıkarıldığına dair açıklama gelince bu deplasman hayalleride yattı.

Karşılaşma için Sırbistan'a kalabalık bir şekilde gitmeye hazırlanıyorduk fakat Kosova'nın bağımsızlığını tanıyan ülkemiz için Sırbistan hükümeti tarafından vize için bir çok zorluk ve engel çıkarıldığı öğrenmiş bulunmaktayız. Bu sebepten dolayı yapacağımız organizasyonu iptal etmek zorunda kaldık. "Her zaman, her yerde" desteklediğimiz Fenerbahçemizi bu zorlu deplasmanda yalnız bırakacağımız için üzgünüz. Fenerbahçemize başarılar diliyoruz. Kalbimiz sizinle..

Genç FENERBAHÇELİLER

6.08.2008

Leblebi gibi gol atmak

Daha bir kaç saat önce 5 çakarız 10 yaparız gibi söylemlerden korkuyorum, erkenden işimizi görelim sonra keyfimize bakarız demiştim. Dileğimin kabul olacağını bilseydim Yukardakinden daha başka şeylerde isterdim. :)

Bu akşam için söylenecek tek şey Semih'in leblebi gibi gol attığıdır. Yarın gazetelerde leblebi gibi gol atmak klişesi yeniden hortlarsa bunun tek sorumlusu da Semih'tir. Ne güzel aşırttı, ne güzel vurdu toplara. Varsın böyle güzel maçlardan sonra geçmişten gelen bütün spor sayfası klişelerini günümüze taşısın Semih. Kalecinin armut gibi olması Semih'in başarısını gölgelerse bu da goygoycu spor medyasının işgüzarlığıdır. Takıma değinmemiz gerekirse anlatıldığı kadar da kötü değilmiş demek istiyorum fakat rakibin zayıf olmasının bizleri yanıltma ihtimalininde üzerinde duruyorum.

Şimdi rakip Inter Bakü'yü eleyen Partizan... Gönlüm Azerilerden yanaydı. Hem daha kolay bir rakip olurdu, hem de turistik gezi gibi Azerbaycan'a bir tur düzenlenir, birimiz ŞL'ye birimiz UEFA'ya güle oynaya giderdik. Fakat rakip Partizan olunca insan bu elemanların arızalı taraftarlarını ister istemez düşünüyor. İlk maç için deplasmana gidecek olmamız her açıdan iyi oldu. Olası bir durumda İstanbul'da hesap görülür, Pana maçında olduğu gibi tongaya düşülmez umarım. Tabi karşılıklı taraftar götürülmeme gibi bir karara varılırsa bizde burada uslu uslu maçımızı izleriz.

Gönül isterki İstanbul'dan organizasyonlar yapılsın, şöyle güzel bir yurtdışı deplasmanımız olsun uzunca süre anlatılsın, bizde ŞL vizesinin alalım.

Budapeşte Deplasmanı

5 çakarız, 10 yaparız gibi iddialı demeçlerden her zaman korkmuşumdur. Birde rakiple geçmişte yaşanan kötü anılar varsa bu korku dahada artar bende. Bu akşam için konuşacak olursak durum aynen böyle benim için. Öyle rahat rahat izlenebilecek bir maç olduğunu düşünmüyorum. Tabi bunda ilk maçı izleyememiş olmanın ve kulaktan dolma bilgilerle takımın orta sahasının olmadığı şeklinde bilinç altına işlenmiş yorumlarında etkisi yok değil. Maçın başlarında erkenden işimizi görelim sonra keyfimize bakarız.

Hadi çubuklu, yüzümüzü kara çıkartma, kanser etme bizi buralarda...

Not: Fotoğraf 1999'daki Budapeşte deplasmanından...

5.08.2008

Arkası Yarın gibi...

-MTK maçında yaşananlar

-GFB'nin açıklaması

-Antu'nun "OLMADI GFB" demesi

-GFB haklı olduğu yerde kimseden özür dilemez açıklaması

-Forumlarda yaşanan tartışmalar

-Metin Şen'in "Okuduğunuzu iyi anlayın" başlıklı bir yazı yazması

-Sefa'nın konu hakkında son cevabı

Olay bir anda Arkası Yarın gibi oldu. Forumlardan birbirine sallayanlar, okumadan, bilmeden yorum yapanlar, olaydan haberi olmayıp konuya salça olanlar, hakaretler ve internet sitelerinden karşılıklı yapılan açıklamalar.

Benimde olayın yarım yamalak şekilde takip ettiğim kısmı bu kadar. İçerdeki ilk maça kadar ortalık sakinleşti diyebiliriz sanırım. Tabi yarın akşam MTK maçında tribünde bir saçmalık yaşanmazsa.

1.08.2008

Senaryo

Çok uzaklardan izliyoruz olanları bitenleri...

Yok yere tahrikler, çıkartılan kavgalar, provakasyonlardan bahsediliyor. İşin içinde olanlarda doğruluyor olanları. Herkes Fenerbahçe'nin menfaatleri için uğraşırken bu kadar zorluk çıkartmak FENERBAHÇE BAŞKANI sıfatını taşıyan birisine yakışmıyor.

Bu işin sonu bu sefer çok karanlık. Sanki birileri senaryo yazmışta, maraton üstte sahneleniyor bu İKİNCİ oyun. İlk oyun; Kadıköy'de oynanan tüm grupların bir araya geldiği Bursaspor maçında başladı, Alkmaar maçında zirve yaptı ve deplasmanda oynanan Bursaspor maçında kanlı bir finalle perdeyi kapatmıştı. Bu ikinci oyunun finali bakalım nerede ve nasıl olacak?

Konuyla ilgili GFB'de yaptığı açıklama ile resmi olarak köprüleri atmış durumda diyebiliriz. Doğru mu yanlış mı tartışılır, benim görüşüm geç bile kalındığı yönünde fakat bu işin sonu gerçekten çok canlar yakacak gibi bu sefer.

Kardeş kanı dökülmesinde yine...