29.06.2008

İki Kitap

Zakintos'ta gördükten sonra bu kitabın varlığından haberdar oldum. İlginç bir çalışma olmuş, en kısa zamanda almak gerekiyor.

100 yılda 4667 maç

Birde Mustafa Kıran'ın yazdığı "Zico - Futbolun Asil Ruhu" var. Zico'nun biyografisi gibi...

Zico - Futbolun Asil Ruhu

İkisinide alıp, Euro 2008'inde bittiği şu gün futboldan soğumamak için okumak gerekir. Temmuz'un sonuna doğru futbol mesaisi başlıyor zaten.

Hayırlı Olsun

Futbol takımı bugün sezonu açtı. Bazı şeylere ne kadar kızsamda Fenerbahçeliyim, normal bir insan olarakta tuttuğum takımın başarısını istiyorum tabi ki.

Sakatlığı, cezası az olan, camia olarak birbirimizi kırmayacağımız, kimsenin üzülmediği, başarılı, sonu şampiyonluklar ile biten bir sezon olması dileğiyle...


Not: Boluspor imamı gibi olduk sanki :)

28.06.2008

Bir Taraftarın Günlüğü

28.06.2008

Aman Allah'ım... Bugün resmi sitemiz fenerbahce.org'da Burak Yılmaz'ın Fenerbahçe'ye transferi açıklandı. Hep istediğim bir futbolcuydu, Beşiktaş'ta iken hep kıskanarak izlerdim, Türk futbolunun en büyük yıldız adaylarından birisi bu 23 yaşındaki genç yetenek. Manisaspor'a transferi şanssızlık idi, şimdi hakettiği yeri buldu. Fenerbahçe forması altında patlama yapacak umarım. 55000 kişilik muhteşem stadımızda süper taraftarımızın önüne çıktığı o günü düşünemiyorum bile.

Bu sene Aziz Başkanım süper transferlere imza atıyor. Önce Emre Belözoğlu gibi bir dünya starına çubuklu formayı giydirdi daha sonra ise İspanya Milli Takımını Avrupa Şampiyonasında final oynatan yaşlı kurt Luis Aragones ile sözleşme imzaladı. Artık sezon başını bekliyemiyorum, bir an önce maçlar başlasın istiyorum. Hatta Luis Aragones'e destek olmak için sarı kırmızı İspanya bayrağını mabede götürmeyi planlıyorum. Kombine görevimi yerine getirdim, şimdi Fenerium'da formalara ve yeni sezon ürünlere saldırmak için bekliyorum.

İmza
Taraftar görünümlü müşteri

26.06.2008

Hep Destek Tam Destek

Antu.com forumlarından 2000’de çıkmıştı bu söz öbeği. O günden sonra Hep Destek Tam Destek (HDTD) sözü öyle benimsendi ki ilk sezonda şampiyonluğu getirdi Kadıköy’e uzun bir aradan sonra. Rize’de kaybedilen bir maç sonrası insanlar havalimanına koştular takımı bağrına basmak için. HDTD diyerek lisanslı ürünler alındı, kulübe destek olundu, iyi günde kötü günde beraberiz denildi. Ligi altıncı bitirdiğimiz 2002-2003 sezonunda insanlar stadyuma koştu. O gün için gayet doğru söylenmiş bir sözdü, yerini buldu, amacına ulaştı. Daha sonra rakipler tarafından taklit edilmeye başlandı. Hatta ünü o kadar yayıldı ki, HDTD Fenerbahçe tribünlerini aşarak atasözü muamelesi görerek reklamlara konu oldu.

Aradan geçen seneler içinde HDTD sözü daha da benimsendi. Hatta algılanma şekli, içeriği değişerek kimseyi eleştirmemek gibi bir mantık yüklendi HDTD’ye. Birisini eleştirmek istediğiniz zaman HDTD diyerek engellendiniz, fikrinizi sunamaz oldunuz. Özelliklede HDTD’nin çıkış yeri olan Antu’da.

Bu sezon içinde HDTD adına gerçekten güzel örnekler görmedik de değil. UNIGFB’nin Kezman’ın tartaklanması sonrası tesislere gidip Kezman’a destek vermesi ve Şampiyonlar Ligi’nin tamamlanması sonrası Maraton’da açılan pankart gibi.

Şimdi soruyorum, HDTD demek kimseyi eleştirmemek, yönetim ne yaparsa “tamam” diyerek sineye çekmek midir? Yanlış olduğunu bile bile sadece HDTD diyerek yanlışları savunmak veya susmak mıdır? HDTD konusunu sadece futbol şubesinde olanlar olarak değil de basketbol ve amatör branşları, yönetimi de içine alan bir şekilde düşünmek gerekir.

Bu sezon üst üste gelen Emre Belözoğlu transferi ve Luis Aragones’in takımın başına getirilmesinden sonra artık ciddi ciddi HDTD olayını sorgulamaya başladım. Sağ üst köşeye de konuyla alakalı bir anket koydum , dileyen buradan da yorumlarını bırakabilir. Bakalım HDTD olayı hala doğru yolda ilerliyor mu yoksa gerçekten amacından sapmış bir vaziyette mi?

Not: Ankette problem olduğu için kaldırmak zorunda kaldım.

Gurur Duyduk

Gurur duyduk Milli Takımımızla. 2002 Dünya Kupası sonrası Milli Takımın çevresinde oluşan o beraberlik ruhunu sanki yeniden yakaladık.

Buraya kadar gelmemiz mucizeydi, hemde çok güzel bir mucize. Kimisi rüya olarakta adlandırabilir bu olayı . Nitekim dün akşam rüya bitti. 85. dakikada Semih attığında "yoksa yine mi" derken bu sefer Lahm son sözü söyledi. Bugün herkesin dilinde olan Gary Lineker'ın "Futbol 22 kişinin oynadığı sonunda Almanların kazandığı bir oyundur" sözünüde en iyi şekilde anlamış olduk.

25.06.2008

Luis Aragones Fenerbahçe'de

İstemiyordum böyle bir adamın Fenerbahçe'nin başına geçmesini. Yaşı, ırkçı, sorunlu, huysuz olması geçerli sebeplerdir sanırım böyle bir adamı takımın başında istememem için.

Belki on sene önce olsa, internetin bu kadar yaygın olmadığı dönemlerde olsa İspanya Milli Takımının Hocası Fenerbahçe'de denildiği zaman hemen üzerine atlardık. Fakat şimdi elinin altındaki bilgisayardan kimin ne olduğunu, yedi sülalesini öğrenebiliyorsun. Kimsenin çıkıpta bu adamı savunmasına gerek yok.

Fenerbahçemize hayırlı olsun diyor, Fatih Terim olmadığı için ufak bir tebessüm ediyor, Emre Belözoğlu ve Luis Aragones gibi başka bir saçma transfer yapılmadan bir an önce sezon başlasın diliyorum.

Not: Luis Aragones yanında Dani Güiza ile gelirse tek iyi yanı olur. Fakat bu kadar paraya değer mi orası tartışılır işte.

24.06.2008

Kimler Geldi Kimler Geçti


Aralarında kimler yok ki...

Joachim Löw, Rıdvan Dilmen, Zdenek Zeman, Turhan Sofuoğlu, Mustafa Denizli, Werner Lorant, Oğuz Çetin, Tamer Güney, Christoph Daum, Zico. Hepside son on yılda Aziz Yıldırım dönemine geldi ve gitti.

Şimdi yazarken farkettimde bu teknik direktörler aklımda sadece bir maçlık yer etmişler. (Zico hariç, yeni gittiği için epey maç var şu an aklımda, sadece ilk anda aklıma geleni ekledim listeye)

Şöyle bir liste oluşuyor;

Joachim Löw - Parma maçı
Rıdvan Dilmen - MTK maçı
Zdenek Zeman - Pendik maçı
Turhan Sofuoğlu - 0-1'lik Galatasaray maçı
Mustafa Denizli - 4-3 Gaziantep maçı
Werner Lorant - Malum 6-0'lık maç
Oğuz Çetin - öyle bir maç hatırlayamadım
Tamer Güney - Tamer Hoca ile de hiç bir maçı özdeşleştiremedim
Christoph Daum - Şampiyonluğun gittiği Denizli maçı
Zico - Sevilla maçları

Bakalım sıradaki hoca kim olacak, hangi maçla anılacak?

23.06.2008

22.06.2008

Arthur Antunes Coimbra "Zico"






Zico'nun Fenerbahçe'ye gelişi ve imza töreni

21.06.2008

Vay ...

Ne yalan söyleyim Fatih Terim, Ersun Yanal, Hakan Şükür derken Milli Takım'dan soğuyanlardındım bende. Belki hepimizin takımı, Türk Milli Takımından soğumak ne demek, vatan haini misin sen diyenler olabilir fakat durum bu geceye kadar böyleydi. Grup maçlarına gidip orada izlememde bu fikrimi pek değiştiremedi açıkcası.

Ama bu akşam, yine son dakikada çevrilen bir maç sonrası tüm fikirlerim değişti. Ne güzel bir duyguymuş tekrardan Milli Takımın bir zaferine sevinebilmek. Beni artık ne Fatih Terim'in açıklamaları, ne Milli Takım'a seçilen seçilmeyen, taktikmiş teknikmiş, kulupçülükmüş ilgilendirmiyor. Hepsine helal olsun... Arda'da dan tutunda Rüştü'ye, Sabri'den tutunda Semih'e kadar.

Belki şanslıyız, ballıyız, futbol tanrıları bizimle birlikte ama üst üste üç maçı son dakikada kazanmak, özellikle de Çek ve Hırvatistan maçlarının mucizevi oluşu sonrası diyeceğim tek şey, çok afedirsiniz ama "Vay a.k" olur.

Şimdi sırada Almanya mı var? Sonuç ne olursa olsun ama Milli Takım yeniden tüm Türkiye'nin Milli Takımı olmayı başardı galiba. En büyük galibiyetimiz budur. Hemde en çok lazım olduğu dönemde.