30.11.2008

Daldan Dala Maç Sonrası

-Bu sezon umutsuz olarak gittiğim kaçıncı maç bilmiyorum artık. Sonu güzel bitince insan tabi ki seviniyor fakat takımda hala bir umut ışığı göremeyince bu galibiyetin ne anlamı kalıyor. Sadece istatiski bilgileri değiştiriyorsun o kadar.

-Grup CK ve UNIFEB bu ay içinde üçü birbirinden güzel olmak üzere çok güzel işlere imza attılar yine. Bu sezon için şimdilik elde Trabzon'dan başka maç kalmadı gibi gözüküyor. Ellerine sağlık.

-Kalamış'ta toplanmak, meşaleler, kaynaşma güzel işler. Galatasaray maçı öncesi gibi olmasada, Nazlı'dan Kızıltoprak'a toplu çıkmak hoş bir anı olarak yerini aldı.

-GFB'nin dağıttığı Maraton atkıları forumlarda iyi fiyattan gidecek gibi gözüküyor. Ama siz yinede yapmayın, etmeyin kardeşim. Takın boynunuza verin tribünde bulunan başka arkadaşlara.

-Beşiktaş galibiyetleri olarak yeni bir seriye başladık galiba, uzun soluklu olsun, bıkana kadar devam etsin.

-Bizim tribünün durumu belli fakat bu sefer Kadıköy'e gelen Beşiktaş tribünüde mantar çıktı. Daha iyi bir performans beklerken onlar işi 85'ten sonra üçlü çekerek kurtarmayı tercih ettiler. Bizim açımızdan güzel bir tercihti :)

-Beşiktaş gerçekten iyi takım kurmuş, şampiyonluk konusunda Trabzon ile kapışacak gibi duruyor. Biz de artık kendi halimizde takılırız. Puan farkı bizi aldatıyor, ikinci yarı zor deplasmanlar var.

-İster misin takımda umut yok diye diye sezon sonunda şampiyonluğu getirelim.

28.11.2008

Daldan Dala Beşiktaş Maçı

-Yarın Beşiktaş maçı var. Bu demek oluyor ki yarın öğleden sonra sadece maça odaklanıyoruz. Sabahtan yapılması gerekenleri aradan çıkarmak, soğuğa rağmen Kalamış'a geçmek lazım. Sonrası doğaçlama gelişir zaten.

-Rüştü bu sefer Kadıköy'e gelecek galiba? Hoşgelsin...

-Mustafa Denizli seneler sonra Kadıköy'de. Değişik bir ortam.

-Soğuk hava dedik, başkan yarın UFO'ları açtırsa bari. Harbi soğuk kardeşim.

-Beşiktaş'ın bilet satışı rezalet görüntüler eşliğinde akşam haberlerinde. Bizim biletlerde Kezman'ın Runje'yi avladığı maçta tek gişe stad olacak şekilde böyle bir olay yaşanmıştı. Durum vahimdi tabi. Birde geçen sezon Caddebostan Migros'un patlama hadisesi vardı, polis Migros'ta taraftar Starbucks'ta, masalar havada.

-Kaybedersek bu sefer ciddi ciddi yarıştan kopuyoruz. Top yuvarlıktır, belli olmaz diyerek nereye kadar.

-Beşiktaş taraftarı ilginç bir şekilde hırs yapmış gibi duruyor. Bakalım ne çıkacak?

-Yemekteyiz diye bir program var Show TV'de. Akşamüstü çok fena bir şekilde sardık. Beşiktaş maçının postunda ne alaka derseniz, bende bilmiyorum.

26.11.2008

Geçmiş Olsun Vamos Bien, CK, UNIFEB


Santos olayını blogları takip edipte duymayan kalmamıştır heralde. Bilmeyenler için ufak bir özet geçelim hemen. Marsilya tribünlerinin amigosu olan Santos Atletico Madrid - Marsilya maçında çıkan olaylar sonrası sekiz sene hapis cezasına çarptırıldı. Santos için Avrupa'daki taraftar grupları maçlarında "Santos'a özgürlük" pankartları açıyor.

Aynı uygulamayı bizde de Vamos Bieni ile CK yapmak istedi, başına gelmeyen kalmadı. Dün akşam maçtan önce pankartlar, t-shirtler ve meşalaler ile "Santos'a özgürlük" derken kendi özgürlüklerinden oldular.

Birde maç çıkışı polisin akıl almaz tutumu vardı UNIFEB'e karşı. Aralarına almışlar vur babam vur.

Hepinize geçmiş olsun...

Hayal kurmaya devam

Azda olsa içimde bir umut vardı Porto maçı için, fakat yanılmışım. Aynı terane devam ediyor. Şimdi hedef Kiev'i yenip UEFA'ya katılmak, yani hayal kurmak için biraz daha süremiz var. Sonra hep yataktan düşerek uyanıyoruz zaten.

Fenerbahçe 1-2 Porto

23.11.2008

Renkler çekiyor

Fotoğrafı görünce "vay be tribüne bak amma çok sarı kanaryam bayrağı var" dedim. Tabi sayfayı az aşağı kaydırınca bu fotoğrafın rugby finalinden olduğunu öğrenmiş olduk. Clermont takımı yani sarı - lacivert olan Toulouse'a karşı. Maçı kaybetmişler orası ayrı mesele.

Gelelim rugby olayına. Bu sporu içten içe hep kıskanmışımdır. Pek anlamam. Pek anlamam dediysemde topun bomba olmadığını bilmeyecek kadar cahilde değilimdir. Sert olması, korunmasız oynanıyor olması cezbediyor adamı işte. Oynamaya kalksak hastanelik olacağımız aşikar. Biz en iyisi pek anlamadan, televizyon başında izlemeye devam edelim. Ukte olarak kalsın içimizde.

Boşver özür dilemeyi...

Emre-Fenerbahçe birlikteliğinin mutluluk seviyesi tartışılır ama ben çok daha farklı bir konuya değinmek istiyorum.

Fatih Terim’in asi çocuğu, Milli Takım kaptanı Emre çocuk yaşında büyük başarılar elde etti.

Bu aralar merak ettim de, Emre’nin çocuk yaşındaki maçlarını izliyorum. Merakımın sebebi şuydu: Acaba Emre o zamanlar gerçekten müthiş miydi, yoksa yaşıyla orantılı olarak beklentiler azdı da, beklentilerin çok mu üstüne çıktı? Şimdi böyle sorunca ikinci şık daha ağır basıyor ama ben düzelteyim. Emre gerçekten o zamanlar faydalı oynuyormuş. Yani teknik analizini yapmayacağım ama agresifliğiyle en formsuz anında bile günü kurtarıyormuş. -muş diyorum çünkü unutmuşum gerçekten. Dile kolay 7 senedir doğru düzgün izleyemedik Emre’yi. Unutmuşum.

Agresifliği dedim, gerçekten de öyleydi. Faul yapar, basar, kaba tabirle ısırırdı. Ama yıllar yılı o oyuncu gitti; şimdi yaptığı her faulden sonra kendini rakipten özür dilemek zorunda hisseden, hakeme 10 metre dışında yaklaşmamaya çalışan bir oyuncu geldi. Bunun sebebi ne peki? Herkesin farklı yorumu olabilir ama benim tespitim şu ki bunun yüzde yüz sorumlusu medyadır. Siz bir insanın karakterine, kişiliğine bu kadar çok dil uzatırsanız, o insan yaptığı her hareketin takip edildiğini düşünür. Kendini herkese -rakip oyuncuya bile- sevdirmeye çalışır.

Yani romantik bir taraftar olarak Emre’yi benimseyemiyorum ama söz konusu Fenerbahçe’min başarısı olunca maçları izlerken ister istemez bu analizi yaptım. Düşünüyorum da gerektiğinde yaptığı veya maruz kaldığı faulden sonra rakibe horozlanan, sevimsiz görünmekten korkmadan hakemle didişen bir Emre belki biraz hoşuma giderdi.


SERT

22.11.2008

Mayıs'ta görüşürüz

Bir basın mensubunun, Fenerbahçe'nin bu sezon olduğu kadar puan kaybı yaşamadığını ve liderin bu kadar gerisinde kalmadığını hatırlatması üzerine İspanyol teknik adam, ''Fenerbahçe, geçen sezonlarda bu kadar geride olmamış mıydı, bu konuyu, mayıs ayı geldiğinde sıralamaya bakar ve ona göre konuşuruz'' dedi.

Ankaragücü 0-0 Fenerbahçe
Deplasmanlar acı içinde geçmeye devam ediyor...

20.11.2008

"Gülen" Kazım

"Tümer'e ne oldu" derken Kazım'ın sessizliğinden de bahsetmiştik, çok konuşan bir futbolcu sustuğu zaman insan endişeleniyor tabi. Sağolsun gecikmeden cevap verdi. Dün akşam milli maçtan sonra kendisi "Gülmem milli takımda problem olarak görülmüyor. Fenerbahçe ve Fenerbahçe taraftarı için de oynamayı seviyorum, ancak milli takımda kendimi çok daha rahat hissediyorum" buyurmuş.

Aragones'ten kontra gelir mi?

Downfall

19.11.2008

Tümer Metin vardı, ne oldu ona?

Sahi noldu bu adama. En son kupada Ankaragücü maçında forma giydi, birdaha ortalıkta gözükmedi.(Yanılıyorsam düzeltin)

Yakın zamanda Kazım içinde böyle bir post atabiliriz. Konuştu, tartıştı derken o da ortalıkta yok şu an için. Bakalım ne zaman çıkacak?